14 Eylül 2010 Salı

bordo oje-eski sevgili

bordo ojem gibisin,bu sefer sürcem güzel durcak diyorum yok.sürünce çıkarıyorum.gelmeni bekliyorum,gelsen belki istemicem,eskisi gibi olmıcak. sen en iyisi sürmek isteyip süremediğim bordo ojem olarak kal.

13 Eylül 2010 Pazartesi

Bulupta kaybetmek..


09 Ocak 2009 Cuma, 21:54
Birini uzun zamandan sonra bulursun işte bu dediğin an bazı nedenler yüzünden elinden kum tanesinin aktığı gibi kayıp gider..
Çok istersin ama zordur gelmesi..
Düşünürsün yorganı çekip üzerine,korkarsın,üşürsün,küçük bi bebek gibi..Emzik istermişcesine ağlamak istersin aslında senden kaçırılan o masum,mutlu bi ömürdür..
Belki de elinden ilk kayıp gittiğinde anlamazsın değerini ama en ufak bişiy bile seni darmadağın etmeye yeter..Hayat senle dalga geçer ismini bile duyunca ürperirsin..Hayat bu olsa gerek, sonra birini bulursun ama o hayaller kurduğun,işte bu dediğin insan gibi olması imkansızdır hep.Bi gün gelcek diye beklersin,yatağına yatınca belki o başkasıyla yada o da beni düşünüyo mu dersin..Hep beynini kemirir bu sorular.Bi gün arıcak dersin belki oda senden bekliyodur ama tek bilinen bişi var sen bu haldeyken o senin hakkında neler düşünüyo belki de bunu bidaha hiç bilemicek olman.Hayat ne garip dimi?
Sürekli elimizden bişi alır hiç bişi vermez..
Ama herşeye rağmen yaşamak güzel acılarda olmasa..

maylayf.


30 Ocak 2010 Cumartesi, 20:18
"Yaşamak için hep sebebiniz hisleriniz olsun,menfaatleriniz değil "ve bu yüzden iyi insanlar kaybedicek her daim,ama karar verdim ben ikisini de yapabilirim. Ayağa kalkabilirim.
Mutluyum çünkü;
Sevenim çok,duygularımı hırs uğruna harcamam,sevenim var bana özel...
O beni gerçekten mutlu ediyo,mesajlarıyla,davranışlarıyla,bana gözlerimi açmayı öğretti.Kanadım kırılmıştı,kırık kanatlı kuş rolüne bürünmüştüm,o bana hayata dönmeyi gösterdi.Evet o benim bi parçam oldu artık.
Daldan dala atlanılan bi blog oldu ama ama ben mutlu olunca böylesine saçmalıyorum işte,ah sen..
Hayatımda bi obje olara durup gözüme gözüme sokulurken görememişim önümde ki tozlardan,silkelenip kendime gelince eşsiz parça olduğunu anladım :)
"Herşeyin herzaman bir açıklaması yoktur..." lafını öğrendim senle,sürekli "neden" diye sormakla hayat geçmezmiş,"keşke" demeyi bıraktım "iyi ki" demeye başladım.Anladım ki hayat bir nefes alıp vermek basit bişey ve
o arada ki süre kadar kısaymış..."Dünyayı değiştiremiyorsan, Dünyanı değiştir." bu lafı değiştiremediğim ama sevip,uğraştığım insanlar için yazıyorum.
Sizi değiştiremedim,öyleyse kendimi değiştireyim dedim,bi de bunu deneyelim kısacık ömrümüz de,"yapsaydım" dediğim bişiy kalmasın."Kalpleri acıtan aşklar değildir.O aşklarda yaşanan pişmanlıklardır...." lafı bana uygun gelmeye başladı çünküüüü,aşık olmamışım şuan hissettiklerimin yanında öncekiler hiçmiş,sadece içimde bi sindirilmemiş şeyler varsa o da yaşanmışlıkların üzerine gelen haksızlıklardır.Zamanla herşey unutulur nasılsa olsun :)"Hayatı yaşamanın iki yolu vardır: Biri hiçbir şeyin mucize olmadığını düşünmek, diğeri herşeyin bir mucize olduğunu düşünmek..." son olarak ta bunu söyleyerek bitirmek istiyorum bloğumu.Hımm şey,bu blog genel sözlerden ibaretti,ama bu cümle herşeyi özetledi.Önceden hiç bişiye inanmıyoken ben şimdi mucizelere inanıyorum çünkü var.O benim mucizem,gözüme gözüme sokulan bi mucize hemde.Mutluluğu melekler içimize saklamıştı.Buldum! ve artık biliyorum ki ve ona bunu söylüyorum;Seveceksen ölçülü sev ki sevgin uzun sürsün; çok hızlı giden de çok yavaş giden gibi geç varır hedefe.Herşeyi hissederek,benimseyerek yaşamayı tercih ettim,yalanın hırsın ve sahteliğin olmadığı bi hayatı,onunla."O" kim söylemem,"O" sadece benim! Mutluluğum ve huzurum!"Hiç kimse duymak istemeyenler kadar sağır olamaz." duymuyorum artık,sağır oldum bakın.Mutluyum da,bu sefer Peri Masalı'mı kimsenin bozmasına izin vermicem,mucizeler dolu hayatta,o en büyük mucize...

Günlük Neden Tutmuyorum?

05 Mart 2010 Cuma
Hep düşündüm,niye günlük tutmuyorum diye ve tuttuğum günlükleri neden bir zaman sonra yırttığımı...Aslında öldükten sonra beni yaşatıcak şeylerden biri bu.

Günlük tutamamamın sebebi o koca sayfayı doldurmanın ölüm gibi gelmesi,bir çoğunuz okurken "ah bende"diyeceksiniz...Halbu ki onu niye doldurmak zorunda hissediyorum ki kendimi? Ruh halim doldurmak istemiyor zorla yazıyorum birşeyler karalıyorum,saçmalıyorum,sırf boş kalmasın diye...
Şunu düşünemiyorum,hayatımın her gününü koca bir sayfayı dolduracak kadar değerli,önemli ve dolu dolu yaşadım mı?Hayır,hem de koca bir hayır! İnsanın hayatında hergünü koca bir sayfayı doldurcak kadar uzun olmuyor ne yazık ki... Nedense,o boşluklar zorla doldurulmaya çalışılır.Defterdekini doldurana kadar hayatında ki boşlukları doldursan nasıl olur sanki?Kendini kalıba sokmak gibi birşey bu,zorla hemde!
İnsanlar "keşke bunu yapsaydım" gibi "keşke"'li cümleler kurarlar hep,bana söyler misiniz bugünün dünden neden farklı olduğunu?Neye geç kaldık biz?Ne geçmiş olabilir ki...Belki de günlüğümün çoğu zaman boş kalmasının sebebi "keşke"lerimdir...

Çukurlar bile tam dolmazken,ben "keşkelerim" için dolduramadığım hayatımın nasıl kağıdımı doldurmasını bekleyebilirim ki?!

kazık yemişsen oku beni.


05 Nisan 2010 Pazartesi
hayat ağlamak için çok gereksiz,üzülmek için çok basit,değer vermek için çok değersiz,beklemek için çok kısa,hayatta herşeyi yaşamak mümkün,önemli olan insanların içindeki sayıları görmek,0 ı bulup herşeyi değersizleştirmek için çarpmamak.
anlıyosun dimi?
gülümse,herdaim.
gülümsemek yaşamı anlamlı hale getirir,her neiçin gülüyosan gül,yeter ki hayata karşı gel.kimse için kendini bırakma,çünkü onlar hiçbi zaman seni tutmayacaklardır.

"Engel"'leri kaldırmak...

28 Mart 2010 Pazar
Hassas olduğum bir konu üzerine bugün küçük bir konferansa çağrıldım...Çok duygusal bir yapım olduğundan normal insanlardan farklı olan insanlara çok ilgi duymuşumdur ya da sizin anlayacağınız gibi söyleyeyim; Yaşlı,deli,engelli gibi...

Bugün "Engelli" kavramının ne olduğunu tamamiylen öğrendim,biçoğumuz "Engelli" kavramına direkt,özürlü diye yaklaşırız.Bende bir huy vardır bir kavramı simgeleyen ismi parçalara bölerek sorgularım.Engelli abimiz bize bu konuyu anlatırken ben de kafamda böldüm,şu sonuca ulaştım."Özürlü" dendiğinde,parçalara bölüyorum anlaşılır bişey çıkaramıyorum.Özür,neye özür,kime özür yok.
"Engelli" dendiğinde hem daha adaplı oluyor hemde parçalara bölündüğünde daha anlaşılır bir anlam veriyor bana."Engel" bir şeyi yapamamak,önünde engelleri yada engeli olması gibi. Bunu yapamayan kişi de otomatikman "Engelli" oluyor. Nedir bu birşeyi yapamamak?Hayatını tek başına sürdürememek gibi.
Yemek yemek,tuvalete gitmek,yürümek gibi...Bizden tek farkları biz tek başımıza yaşayabilirken,onlar yardım alarak yaşıyorlar.O kadar garipsencek bir durum değil.
Bende dahil olmak üzere görünce direkt olarak acır gibi bakmak,haline üzülmek gibi hislerim oluşuyor.
Bu o kadar saçma ki,kendimden utandım.Bu "Engelli" dediğimiz kişiler, sadece sakat insanlar değilmiş meğer."Engelli" kategorisine; kanser,böbrek yetmezliği gibi hastalıkları olan da giriyor.Düşündüm,mantıklı geldi.Engeli var çünkü!

Şunu düşünmüşümdür,duyma ve görme engeli olan insanlar için ayrıyetten neden kitap basmadıklarını.
Sordum sordum bulamadım cevabını,toplumun onları bi bakıma dışladığını düşündüm.
Bunu da düşünmemi sağlayan şey bir gece izlediğim filmdir.
Adı Okuyucu'ydu.Filmin engelli bir insanla alakası yok,sadece 40'ından sonra bir kadının nasıl okuma yazmayı tek başına öğrendiğini anlatıyordu. Sırf utandığı için,okuma yazmayı bilmediğini söylememesinden dolayı hayatının sonuna kadar hapiste kalacaktı.Sevdiği adam ona her gece kitap okuyup,sesini kasede doldurdu ve kadına yolladı,kadın kitabı açarak benzer kelimeleri çizerek,dinleyip takip ederek,not alarak okumayı öğrendi.Yaşı 40'ı geçmişken hemde...Sonra ben bunu "Engelli" kişiler üzerinde düşündüm.
Neden onlar için sayfası dolgulu kitaplar çıkarılmıyor yada körler için neden o kitabın sesli okunmuş hali yok? Kitap okumayı seven sadece Engel'i olmayan insanlar mı?
Aslında böyle yaparak insanlar da bir engel koyuyor onlara...Çok üzülmüştüm bunu düşününce.Düşündüm,düşündüm bulamadım mantıklı bir cevap,hiç biri beni tatmin etmedi.

Sonra engelli abimiz anlatmaya devam etti...Engellilerin sürekli matematiksel hesaplar yaptığı konusuna değindi,"'şurdan şuraya kaç adımda giderim?','kafamı kaşımam için kaç derece kolumu kaldırmalıyım?'" gibisinden...Bizden daha çok kafalarını çalıştırıyorlar ve ben inatla şu görüşümü savunuyorum,"onlar bizden daha zeki." Çünkü,engelli abimiz gene anlatmaya devam ettiğinde ünlü kişilerden örnek verdi.
Misal,Stephan Hawking,Beethoven,Aşık Veysel gibi...
Beethoven'ı gördüğümde "eee nesi engelli bu adamın?"dedim.İlk aklıma gelen "kör" oluşuydu.
Sonunda sağır olduğunu öğrenince şok geçirdim resmen!Nasıl yani yahu?Bu adam o kadar güzel klasik müzik yapıp nasıl sağır olur!Bizim gözlerimizi kapayıp yürüyemediğimizi düşünün ama bu insan hiç birşey duymamasına rağmen şuan hala dinlenmekte olan müzikleri yaptı!Bu gerçekten olağanüstüydü benim için.
Engel sadece görünürde sanırım,iç yüzünde eğer sen içinde ki engelleri kaldırabilmişsen "ipini koparmış" bir insan kadar özgürsün.Eğer gerçekten toplum tarafından dışlansaydı,kendiyle barışık olmasaydı o sağır Beethoven "ot" diye nitelendirdiğimiz insanlar gibi sadece ömrünün sonuna kadar 3 şeyi yaparak ölümünü beklerdi ama o öyle olmadı!Ne kadar heycan verici değil mi?

Burda anlatmak istediğim şey insanın dış görünüşünde engeller olabilir,içinde olmasın yeter ki.Sonradan olanlar dışında doğuştan belirli nedenler yüzünden "Engelli" doğmuş kişilerin ben özel olduklarını düşünüyorum.Zihinsel engelliler mesela,acayip duygusal bir yapıya sahiptirler.Her ne hikmetse onların bulunduğu ortamda olduğum zaman kesin ürkerek yerimden zıplamışımdır,kesin biri kolumu tutmuştur yada saçımı okşamaya başlayan biri vardır,konuşurlar benle.Hissettikleri için kimin yanına gidiceklerini iyi bilirler.Hisleri bizlerden daha çok gelişmiştir çünki,şimdi gözlerinizi kapayın ve yürüyün dediğim anda birçoğunuz düşecektir eminim,onlar bir zaman sonra hissetmeye başlıyorlar,nerede engel vardır,nerede bu vardır diye.

Sonra bir örnekle sonuca bağladı abimiz,Sakıp Sabancı'dan başkasını düşünemezdik elbette.Sakıp Sabacı ve ailesi Türkiye'nin en zengin ailelerinden biri olmasına rağmen maalesef paranın her kapıyı açmıyacağını,ne kadar paran olursa olsun sağlığını parayla satın alamıyacağını ve akraba evliliğinin sonucunu bize gösterdiler...Sakıp Sabancı akraba evliliği yapmıştı,bunun sonucunda "Engelli" bir oğlu olmuştu.Bu lafı hep içimde yaradır,hep anneannemin sağlığının kıymetini bil öğütlerine verdiği örneklerden de biridir üstelik...Sakıp Amcamız demiş ki;‘‘Araba fabrikası kurdum ama oğluma bir araba alamadım. Çünkü oğlum konuşamıyor...’’ Gerçi televizyonlara çıkıp: ‘‘Bakın biz akraba evliliği yaptık. Çok sakıncalı. Siz yapmayın, bu hataya düşmeyin’’ demesini de bilirdi ama burda verilmek istenilen mesaj çok zenginlerinde böyle acılar yaşayabildiği...

Benim eklemek istediğim son birşey kaldı galiba...Hep dikkat ettim,biz hep şöyle yapıyoruz bir gece önceden yüzümüzde sivilce yokken sabah kalktığımızda koskocaman sivilceyi gördüğümüzde bunalıma giriyoruz."Engelli" olan kişiler ne yapmalı? Onların ki bizim sivilcemiz kadar hafif değil ama onlar her daim kendileriyle dalga geçebilen,daha ılımlı,daha eğlenceli ve bizim yapamadığımız şeyi yapıp hayatı iliklerine kadar hissedip,yaşayan insanlar.Sağlık sorunları olmayıp,değerini bilmeyen insanlar için bence böyle insanlar var.Halinden saçma sapan şikayet eden insanlar,bir de görmeseydi ya da duymasaydı ne olurdu acaba?Onlar şunu yapabiliyorlar işte.Bembeyaz olarak gördüğü dünyayı renklendiriyor kendi kafasında.Daha toz pembe,daha temiz.
Sadece bir gözünüzü kapayın ve etrafa bakın sadece ama sadece 10 dakika.
Kaçıncı dakika da bırakırsınız?Dayanamazsınız.İçinize sıkıntı basar. Onları düşünün,duydukları sesin peşinden gidiyorlar,göremediği herşeye kendi kafasında hayal gücünde bir anlam yüklüyor.
Öyle yaşıyor,mutlu oluyor...
Sağlık sorunu olmayan insan ise elinde ki değeri anlamayıp,asıl "Engel"i sağlıklı bedenine koyuyor.
Bana kalırsa asıl Engelli kişiler,hayatı yaşamasını bilmeyenler yani hayata ENGEL koyanlar :)

aşk resim yapmaktır,aşk bir pencere gibidir fazla açarsan havanı alırsın,aşk ihanettir.


05 Nisan 2010 Pazartesi
Aşk'ı aslında yaşadım mı,yaşamadım mı bilmiyorum.Ammavelakin şunu biliyorum ki aşk resim yapar,resimde en kötü ihtimalle biraz iz kalsa bile hatanı düzeltirsin.Aşk'ta da böyle değilmidir?
Yaparsın yaparsın sonra affedilirsin ama o izi az da olsa kalır.
Aşk'ı yaşamasını bilen güzel resim yapar,resim yapmasını bilmeyen de aşk yaşayamaz,nitekim de öyle zaten.Yaşamasını bilmeyen kalkıp en zorlu resme girişirse napar o resmi? Düşündünüz mü hiç?
Eldeki veri ile yaptığı eser bir olur mu? Olmaz!
Yaşamasını bilen o duygularla öyle resim çizerki,ağzınız açık kalır.
Ya işte aşk resim yapmak gibidir,ya milyonlarca dolarlık pahabiçilmez bir eser çıkar,yada yüzüne bakmıcağınız çöplük bir tablo.
Aşk bir pencere gibidir fazla açarsan havanı alırsın da bana göre şudur;
fazla derine inersen gerçekleri görürsün,gördükçe soğursun,vazgeçersin.
yada götün kalkarsa iner pıs diye...
aşk ihanettir demekte,olmayan bişiy(bana göre) yada geçici bişiy için diğer erkeklere yüz vermemek ihanettir.
birine bağlanmak helede bu erkek ise tamamen ihanettir.
çünkü erkeklerin biri bile sadık değildir,hep kafalarında biri vardır,bu ulaşabilcekleri olsun ulaşamıcakları olsun.
çıktığı haricinde biri,o yüzden bizimde sadık olmak gibi bi sorumluluğumuz olmamalı,ihaneti işlemekten bıkmadınız mı?

aşk bir hastalık aslında,hemde kalıcı.

sinirlerimin everest'e tırmanma meselesi.


05 Nisan 2010 Pazartesi
eeveeeeet doğru bildiniz çoook gerginim çok!
hayata bi koycam,bi yol alıcak ki sorma gitsin anasını satiiiiiiiim,ne kısmetsiz kızım abicim.
nedir bu kısmetsizlik? bitek bendemi oluyo diye kendime sormadan edemiyorum.
illa çok popüler olmak için kendi benliğimi satmam mı lazım? basit kız mı olmak lazım?
yadaaa hırçın mı olmak lazım? asla hiçbirini olmam.
sokakta görüyorum,yanlış anlaşılmasın aama erkek olsam bakmıcağım kız tiplerinin yanında sevgilileri kimileride çok yakışıklı herifler. öf anasını satim diyorum,benim ne eksiğim var?
bana neden hep hödük gelir? kendimi hödük trafosu gibi hissediyorum.
bi ben tersim bu dünyada sanırsam,uzun etek giyerim laf atarlar. normal giyinirim hepsi sanki açıkta biyerim var gibi bakarlar. sıkıldım artık,değişik gözlük takarım yanındakini dürter,sapık mısınız,mal mısınız bilmiyorum! kısmet,aşk ne zaman bulur bizi bilinmez ama umdumu kaybetmeden come canım come.
sonracğma arkadaşlık meselesine gelelim,eski sevgiyi bilen bilir,facia ötesi.
arkadaşım dalga geçti hatta seni kızdırmak 3 ay küslükten başlıyor diye ksljfdksdjflkjsdf
ona göre adam olun lan! sdkljfklsdjf
şimdi liseye geçince bi paylaşılamama,bi anne,bi abla konumua girdik iyi mi?
derdi olan sevgiiiiiiiiiiiiiea diye gelir oldu.
bu beni çok mutlu ediyo,ama paylaşılamamak fena halde sinirimi bozuyo.sınıfın tamamıyla bi kere barış olduğum gün yok.
illa bi ayarsızlık çıkıcak yani.
güldürmek,eğlendirmek güzel. ama tersimde çok fendır hani.
arkasından pek konuşmam insanların vesselam. ammmaaaaa, çok sinirlendirirlerse ne gelirse sayarım döşerim de döşerim yani! umrum olmaz,bidaha benle konuşur mu,konuşmaz mı...
benim kaybediceğimm hiç bişiy yok.çünkü bilrim ki benim gibi bir arkadaşı zor bulurlar. bulamazlar da,her yönüm vardır benim,bazıları gibi tek yönlü değilim.
kıyamazlar,sarılırlar öperler zaten.
bazen kıysamda genelinde sarılırım.
hayatım bu kadar dengesiz,daha neleri varda yarın sınavım var yatmam lazım.
ama şunuda sölm,çok utangaçımdır gidip konuşamam,bi konuşuncada öf yani.
sadece 2 günlük geziyle tonlarca arkadaşım oldu.
onları çok seviyorum,iyi ki hayatıma girdiler.
şunu biliyorum ki,itici olmassan sevilirsin.
gülümseee :)
megoloman gibi konuşmuş olabilirim ama gerçekten şunu istiyorum.
insanlığa birşeyler katmadan ölmemek istiyorum.
benim gibi arkadaş bulamıcaklarını arkadaşım sıfatındakilerin anlamasını.
ve benm gibi bi sevgili bulamıcaklarınıda.
herkesnde tersi vardır ama kimse ben olamaz.
nokta nokta nokta

facebook tripleri.

10 Mayıs 2010 Pazartesi
eğer biri sürekli profil resmini değiştiriyorsa ya birilerinin ilgisini çekmeye çalışıyordur yada pohpohlanmaya ihtiycıı var demektir en kötüsü can sıkıntısından yapıyordur.


eğer biri sürekli statüsünü değişitiryorsa ciddi anlamda sıkılıyor demektir.

eğer biri sürekli bi insanın resimlerini beğeniyorsa,kendisinin de beğenilmesi için yapıyordur,karşı cinse yapıyorsa kesin hoşlanıyordur.

eğer biri başkasının duvarına yazıyorsa(özelden konuşabilceği şeyleri) kesin birilerinin okumasını istediği içindir.

eğer birinin profili açıksa,dışardan birine mesaj yolluyodur demektir.

eğer birinin duvarı açıksa,halim bu mesajı verir.

eğer birinin hesabı gizliyse ya kimse tarafından dürtülmek istemiyodur yada çok büyük bi halt yemiştir.

eğer biri facebookunu kapadıysa ruh hali bozuktur,başka yollardan ona ulaşılmasını ister yada yediği bok ortaya çıkmasın diyedir.

eğer biri ilişkisi var ama kimle olan yeri yapmıyosa o bi kerizdir.

eğer biri herkese yorum yapıyosa o bi eziktir!

eğer ve eğer profil resmi birinin 10 dakkada 5 kişinin beğenmesini geçiyosaaa o kişi herkese beğen diye yalvarıyodur.

gördüm,ölçtüm,biçtim.

erkekimsi erkekler.

16 Mayıs 2010 Pazar
Erkekler olgunlaşamazlar,hep eğlencedir hayatları,komiklik,gırgırdır..
Umursamazlar,biri olsa biri..Asıl verilen değerin farkında değillerdir..
Kaybedince de anlamazlar gerçi,nasılsa onların aşk gibi bi sorunları yok nolcak ki,
onların düşüncesinde sevgi diye bi
kavram var mıdır?Yoktur esasen.Sevdiklerini sanırlar,öyle tutulurlar ki,
coğrafya'da ki terimler gibi..
Yerde ki nemin bulutlara çıkıp bize yağmur olarak geri dönmesi..
Burda yukarı çıkan nem erkeklerin bi anlık heycanlanışı yağmur damlalarıda
kızların göz yaşıdır..
Herneyse,erkekler bazen seviştikleri kızların bile isimlerini bilmezler,napcak ki bilip;
söyledikleri halde bilmezler..Neresinden dinliyolarsa.Birine ait olmak istemezler,
yoksa özel organları mutsuz olur yazık sizzeee.Hep daha fazlasını ister,
kızları anlayamadıkları gibi değer kavramları da yoktur.Her erkeğin içinde piçlik mevcuttur.
Kızları hiç bi zaman ama hiç bi zaman anlamayıp dırdırlarından,triplerinden bahsederler.
Kızlar ruh hastası değil ki mutlu olup,sevişmek varken dırdır etsinler.Erkekler görmek istediklerini gördüklerinden hep çekmek istedikleri yere çekerler.Canım sen benim için çok farklısın diğerlerinden derken,diğer msn sayfasında başka biriyle sanal seks yapması olası sonuçtur.Aldattığı kızı telefonla arayıp kendi kusurlarını kızın üstüne atan bi mahlukattır.Kızlara seni seviyorum derken içinden onu piliç gibi hayal eden bi bi işte öyle.
Çok değerlisin diyip değerini göstermeyen bi canlıdır.
Değer gösterilmedikçe anlamsızdır.Ve insan kendi kusurlarını kapamak için başkasında kusurlar arar.Erkeklerin kızlara dırdırcı demesi gibi..
Bunların sonunda nolur mu?Akan 2 göz yaşı,kırılan kalp ve beddua yemiş erkek güzelleri..

10 Eylül 2010 Cuma

aa buldum lan!


Valla da buldum billa da buldum!
Şimdi bak noldu,erkeklerin beni kaldıramama nedenini buldum.
Artık üzülmem için sebep yok!
1-ben erkekleri kullanmıyorum,para ödetmiyorum,hediye aldırmıyorum vs.
2-ben donanımlı biriyim(resim,dans vs)
3-ben zekiyim! (erkekler kullanmak için aptal kız arar)
4-ben cinim! (yutmam ki hiç bişiyi!)
5-benim kafam çalışıyo. (hiçbir erkek kendinden üstün kadın istemeeeeeeeeeeeeez.)

tüylü kız dediydi dersiniz.
artık üzülmenin alemi yok,ben yanında elim ayağım dolaşcak erkek isterim.
yanında siparişi benim verceğim herif değil!
yaşasın o halde!

öpüleli bayramda eller,heryerde çoğaldı götler.


Nerde o eski bayramlaaarr?
Tabii aile yaşlanınca zevki olmuyo artık,eh ben de büyüdüm.Bayramlık mayramlık hak getire,cuma pazarınında eski tadı yok ki alalım 3-5 kıyafet.Neyse işte,bak mesela mesaj geldi.Benim sorunlu arkadaşım,kendisi çırpı ama ona kalsa ayı.
Demiş ki;"Ay pişman oldum 2 tabak makarna yediğime,davul gibi olcam." biz kızlar neden böyleyiz,neyse konuyu bölmeyelim.
Şimdik,ananemdeydim muhteşem bi sabaaha uyandım,sofra kuruldu klasik yemekler hazırlandı.
Sofranın değmeyin keyfine yani o derece.Yemek bitti,dertleşmeye başladık.Benim yaramazlıklarımı anlatmaya başladılar,söylemesi ayıp yemediğim bok kalmamış.
Ailemizde daraldı 2 sene önce ki gibi değil,zaten büyüdükte.Eskiden 300-400 tl kazanırken şimdi 180 tl kazanabildim.Geçen sene bayramda yalamadığım döt kalmamıştı,yüzsüz yüzsüz para istiyodum,çünkü sevgilimle köpek alcaktık.
Neyse onu da gömeli çok oldu geçiver.
Bayram da da aramadı,burnundan çıksın sende kalan 90 telem ayıoğluayı.
Bak aklıma ne geldi,epilasyona gitcektik koltuk altım için 2 haftadır uzatmıştım kolumu uzatamıcak kadar ayı gibiydi.Aman Allah 2 gün önce aldırdım,tertemiz oldu şimdi ota boka kolumu kaldırıyorum koltuk altımı okşuyorum.Kaşssız bıyıksızım,insanlarla konuşabiliyorum,cilve yapabiliyorum!
Kılsız olma mutluluğu böyle bişiy olsa gerek lan.
1 ay sonra başlıyorum epilasyona,darısı başınıza bebeler.
Laşatamikantare çalıyo,hepinize benden hediye bebeğim.
Bu bayramda çok boktu be arkadaş.Ailede bebekte yok mıncırasın.
Yaş büyüyünce boku çıkmaya başlıyo işin anlıcağın...
Keşke çocuk olsak,benim hiç ceplerim dolu olmadı şekerlen.
O değilde kuzenim taşınıyo şimdi.Benim odamda kalıyodu,6 senedir de Angelina Jolie posterleri asılıdır o odada.Anaaaaaaaaa demin bi baktım!
Yoooook fıttırdım,gitti lan.Evlat acısı gibi koydu,bi ara sarmıştım.Tüm haberlerini kesiyodum deftere yapıştırıyodum,yorum yapıyodum.
2 defter doldurdum.1 klasörde resim sen düşün.
Bugün kiliseye gidip mum diktim,ilk defa hayatımın aşkını yolla bana Allahım demedim.
Bende gelişme var,umarım kılsız ve aşksız mutlu oluruz,ikisi de acı ve rahatsızlık veriyor,tek bildiğim bu.
Hepinize iyi bayramlar,biz olmuşuz bayram.
Bi şekerimiz eksik zaten.

8 Eylül 2010 Çarşamba

kızı kaptım yan gelip yattım.

Evet erkeklerin geneli böyledir,elde edene kadan yavruuuum ah kıyamam tarzındadır.
İlişkiye geçince umursamaz olurlar.
Çok sinir oluyorum,hiç bi zaman zor kız olmadım ben.
Zor olup napcaksın ki? İlişkiyi istemiyo musun yani?
Saçma ama ne yazık ki erkekler bundan anlıyolar.
Sanıyolar ki artık kızı tapuladım istediğimde de başımdan atarım.
Ben sürekli ay acaba ne zaman ayrılcaz düşüncesiyle yaşamak istemiyorum.
O kadar korkuyorum ki yani.
Ha mesaj da ben bitirmek istiyorum gelcek diye götüm tutuşuyo.
Tabii benim de bırakma ihtimalim var,ilişkinin tadı kaçtı mı çat bırakırım.
Benle ilgilenmicek,neden böylesin dediğimde aynıyım ben noolmuş dicek,oldu paşam..
Yemezler,bırakırım vallahi.Bidaha da geridönüşü olmaz.
Elinde tutmak istiyosan biraz ilgilen bence.
İlgilenemiceksende yol al.

4 Eylül 2010 Cumartesi

Bailamos-Aylamo


Dün Koton'da dolaşıyoduk efendime söyliyim.
Arada böyle üstüne düşmediğim şarkılar vardır,anlayamamışımdır vs.
Bu sefer ki beni zorladı açıkçası.
Geldim arkadaşıma söyledim.
Ama deliriyorum,illa bulurum kafama takılan şarkıyı.
Kotanın mına koysam da bulcaktım.Tüm gün aklımdaydı.
Hero'mda bakarız demişti,neyse.
Gene aramaya giriştik şu saatte.Tüm gün video izledim,bitanesi dedim bu romantiktir bu değildir.
Yok anacım bulamıyorum,şöyle bi muhabbet geçti.
Şarkıyı sana söylesem bulabilcek misin?
-Bulurum söyle sen
Aylamooo yubıdıbıdıaylamooo
Hadi bul görim.
-Buldum :D
Bak dalga geçme kafanı kırarım.
-Al bak.
Şarkı.
Bunu duyunca hadi lan!Ben buna sabah baktım ama dedim,öyle mutlu oldum ki,klavyeye basamıyorum arkadaşıma yazamıyorum.
Uzun zamandır böyle mutlu olmamıştım.
O değil de bailamos'u aylamo anladım,çünkü latincem yok,çünkü bi öküzüm.Diğer şarkı sözlerini buna benzetmeye çalışmakta cabası püü.

3 Eylül 2010 Cuma

Şehir,Ülke Farketmez,Erkek Piçtir Affetmez!

Bi ara kendimi psikolojiye adamıştım.İnsanlık için kendimi feda etmiştim o derece.Farklı erkek tipleri görmek için hepsiyle konuşup kafalıyodum.Gerçekten inanmıcaksınız ama psikolog olduğumda bunun işe yarıcağını düşündüğümdendi.Biliyorum,normal değilim...
O kadar erkek tanıdım ki,ne siz sorun ne ben söyliyeyim.Bu yüzden hayatıma giren erkeklere direk "acaba?" diye yaklaşıyorum.
Acabalarımdan örnekler veriyim mesela;
-Hiç bi erkekten hoşlandın mı?Ya da bişiyler yaşadınız mı?
-Hiç bi kızı hamile bıraktın mı?
gibi mesela.
İstanbul erkekleri gerçekten hayvanın önde gideni.
Havası çarpıyo yemin ederim ki,ama gördüm ki genelinde "gen"lerde saklı bu piçlik.
Sen istersen yatakta da muhteşem ol,ya da tümden muhteşem ol herif açsa aç abi gidiyo yani.
İstanbul erkekleri ve İzmir erkekleri daha çok kızları kullanmaya meyilli aslında. Dünya'nın 4 bi tarafından erkek tanıdığım için söylüyorum gerçi.
Tek ortak özellikleri var,oyuncakları sevmeleri,oyuncak biz oluyoruz burda tabii.Oynayıp oynayıp,kolu bacağı kırılıp bi kenara atılan oyuncaklar.Taa ki son sürüm kaşar oyuncak çıkana kadar.
Eh tabii başka oyuncaklar bulamadığında da o oyuncağa geri dönüyo.
Sonuç itibariyle,hepsi piç.
Ama kırsal kesimde yetişmiş erkek normal İstanbul erkeği gibi kıza et parçası olarak bakarken kırsal kesimde ki,nasıl zaman geçiririz diye bakar.Tabii arkadaş ortamı da önemlidir her zaman,eh biraz da içinde olması gerekir.
Bikere erkeklerin kızlar diyince akıllarına ilk gelen soru;
Bu kızı nasıl kafalar,ona nasıl çakarım?sorusudur.
Bunları düşündükçe içim daralıyo,bi fenalaşıyorum.
Çünkü biliyorum ki,benim için öyle bişiy düşünmicek bi erkekle olucam.
O erkekte bilir ki,ben onu sevdiğimden tümden ona ait olurum,istediklerini yaparım.
Ama kaç tane erkek kaldı öyle?Sadece anlık zevkleri için,bilinmedik deliklere girip anlık mutlu oluyolar.Sonrası ne oluyo peki?O kızlar anne olmıcak mı ilerde.
Hadi yıkanırsın arınırsın da,ruhunu nasıl arındırcaksın?
Bana bunun cevabını verene ben vericem yeminle.
Sonuç itibariyle 4 milyar erkek varsa,3.5 milyarı piç,onun yarısı bebek diğerlerini de siz düşünün işte.

1 Eylül 2010 Çarşamba

Topluca Lez Olalım.

Bazen gerçekten düşünmüyo değilim hani.Erkekler nasılsa bizi anlamıyo diyip lez olasım geliyo.Ulan ben böyle yaratıklar görmedim.
Hiç biri insanlıktan anlamıyo.Kaçan kovalanır felsefesini sevmediğim gibi hepsi de ondandı.
En çokta şeye sinirleniyorum.Önce bi hoşlanıyolar,yapım gereği ben de ilgileniyorum.Sonra bakıyorum vazgeçmişler,anaavrat dümdüz gidiyorum bende.Haliylen!
Bağlanamam,zora gelemem.Hayat yalanı felsefesi olmuş bunların.
Düzgün erkek yok anacım kalmadı diyesim geliyo bazen.Ben değer vermemeyi beceremiyorum maalesef.Kaçan olamıyorum bi türlü.
Hep mutsuz da ben oluyorum.Tümden gebersin erkekler.
Allah belalarını versin.
Yeminlen versin.

Hep Erken Vedalarım Oldu.


Herzaman farklıydım ve bunun farkındayım.Farkında olmak güzeldir.İlişkilerimde hep sorun çıkardım,eğer gerçekten birini tam anlamıyla sevsem paşalar gibi oturur söz dinlerdim.
Çoğu zaman hep erkek ben oldum,nedeni de sümsüklerle çıkmamdı.
Laf atsalar sataşmaya götü yemeyen cinsle çıkmıştım hatta,neyse.
Neden ilişkilerim hep kısa sürdü?Çok kaybetme korkum yoktu.
Bırakılmaktı beni üzen,hayatımdan gitmesi değildi.
Herzaman beklentileri farklı olan biriydim ben.Her kızdan farklı hayallerim vardı,aslında hepsi bana hayrandılar ve bu yüzden kaçtılar.
Güçlü,akıllı ve kendinden üstün kadınları pek sevmez erkekler.
Bu yüzden kaybettim hep,isteklerime cevap veremiceklerini anlayınca fırt kaçtılar.
Aslında çokta şey istememiştim.Sadece sıradan insanlardan biraz farklı.
Sürekli aynı yerlere gitmek değil de,farklı yerler.
Aynı mesajlar değil de,mektuplaşmak gibi.
El yapımı hediyeler gibi.
Hiç biri bunu kaldıramadı,açıkçası bende tavırlarımdan ödün vermedim.
Şuana kadar kimse beni çözemedi aslında o kadar basitimdir ki,sadece bi konuda ona karşı soğuksam her türlü arızayı çıkarabilirim.
Birine her türlü inanmışsam güvenmişsem bana yalan söylese bile inanırım.
Buda benim hislerimle alakalıdır her zaman.
Çoğu zaman ben "hoşçakal" demişimdir.Duyduğum "hoşçakal"lar ise ilişki iyi giderken olmuştu hep.
Aslında bi kere "hoşçakal" deniyosa,bırakçaksın onu orda.Kalcak o,hoşu moşu geçicen.
Başkası gelcek çünkü,gelmicek mi?
Mesela benim hayalimde ki erkek gelcek,az kaldı biliyorum.
Herşeyi onla yaşayabilceğim,benden herkese söz edebilceği bi sevgili olabilceğim onla bi hayat sürebilceğim bi aşk kapının ucunda.
Sadece "gel" dememi bekliyo.
3 harf beni hayata döndürücek,kendimi düzeltip ona gel demek için sabırsızlanacağım.
Aşk gel hadi..

Hayat Bir Nefes Kadar Kısa...

1Eylül'e girdiğimiz an umarım yarın çok güzel bi ay olur diye temennide bulundum.
Sabah soğuktu,ara ara uyanıp gözlerimi açıyodum.Kalbime sanki biri oturmuş böyle nasıl ağır.Sanırsın 10 senelik ilişkim bitmiş ağlaya ağlaya harab etmişim kendimi.
Saat 11 filandı galiba,annemin telefonu çaldı.
(Dün ananemlere gittik,dedem hastaydı.Gerçekten endişelenmiştim.Yaşlı ne de olsa.)
Ananem arıyomuş,"yapma anne ya" diyince ben bi fena oldum,dedeme bişiy oldu sandım.
"babamı ver" diyince bi oh çektim.Ne yazık ki haber farksızdı bi ölümden...
Telefonu kapayınca "çocuk ölmüş."diyince ben dumur oluverdim.Hemen kendime çekindim,yorganı da üstüme çektim.Başladım düşünmeye,"hayata bak amk" demeye başladım.
Bu çocuk dediğimiz de annemin dıdısının dıdısının çocuğu.Ailecek bağımız iyi olduğundan kaç defa hastaneye falan gittiler. Çocuk 19-20 yaşındaydı.Hayata bağlıydı,sevgilisi vardı hatta.Geçen sene kanser olduğunu öğrendiler.
Sevgilisiyle görüşmek dahi istemiyodu,sevgilisi olsam kafayı yerdim sanırım.
Neyse iyiye gidiyo falan lafları dönüyodu,haliyle seviniyoduk bizde.
Dün hatta işte kara kaplumbağası kanı içiriyolarmış muhabbeti geçti.
Oha nasıl filan dedikten sonra işte kansere iyi geliyomuş kara kaplumbağası kanı falan.
Temennimiz iyileşmesiydi.. Daha küçüktü,hayatının baharında niye ölsün ki? Dışarda o kadar puşt varken!
"ölmüş" kelimesi kulağımda çınçın çınladı durdu..
Küçüklüğümde tattım ölümleri,hayatı anlamaya başladığımdan beri o kadar yakınım ölmedi.
Ananem,dedem,annem,babam ve diğerleri.Düşündüm,boğazıma sanki biri yapışmış gibi oluyo.Hep düşünürüm zaten onlardan önce ölmeyi,çünkü kaldıramıcam bilirim.Ben ölünce onlarda dayanamaz ölürlerse diye vazgeçerim.Ben onların ölümlerini görmek istemiyorum anlıyo musun!
Dün dedem hastaalandı diye binbir senaryo yazdım zaten!
Hayat o kadar kısa ki,ben sağlıklıyım bana bişiy olmaz dememeli insan. Pat geliveriyo hemen bişiy.
Küçüklük bi anım aklıma geldi demin.. 3'e yada 4'e giderken matematik özel dersi alıyoduk. 3 kız,tabi ben diğeriyle daha yakındım. Diğeri de huysuzdu biraz,pek sevmezdik aslında dışlardık.Annesi annemin arkadaşıydı,bize gelmesine rağmen kadının o kızı yalnız bırakırdık hep.Şimdi bunları yazarken çok utanıyorum.
Sonra o küt saçlıydı,gürdü de saçları,zamanla dökülmeye başladı.Hoca hep ona yardım ederdi diye sinir olurduk,zaten sonraları gelmemeye başladı.Bigün annesi-annem-ben-o Cerrah Paşa'ya gittik.Korkuyodu,beyin şeysine girdi.Çıktığında saçlarında değişik bişiy vardı.Ananesine gittik,saçlarını tarayamıyodu,ben taradım o şeyleri kafasından atmak için.Bana teşekkür etmişti,o kadar duygulanmıştım ki..Zamanla saçları dökülmeye başlamıştı.Sonra da 0'a vurdurdu zaten.Sağlıklı görünen kız zayıflamaya başladı hızlıca.Testler yaptırıldı Lenf Kanseri olduğunu söyledi annesi,netten araştırdık nedenlerinden biri;Arkadaşları tarafından dışlanmak olarak görünce koptu bende ipler.Benim yüzümden diye ağlamaya başladım.Sonra ona daha farklı davrandık hepimiz.Bazı geceler öbürküsü gün sınavım olmasına rağmen onlara gittik.Gecenin bi köründe döndük..Bazen hastaydım,gene de gel derdi maske takar eğlenirdik.Giderken buruktuk hepimiz.Doktor 6 ay yaşar dedi biz 3 sene yaşattık onu...
Bigün hepimiz bi parka gittik.0a vurdurduğu saçları çıkmaya başlamıştı,önde ikimiz oturuyoduk kafasını göğsüme koymuştu,o kadar batıyodu ki saçları dişimi sıktım sabrettim,anlamış olcak ki kafamı kaldırıyım mı? dedi.Sonra parka geldik,bisikletini indirdik,ona sürmeyi öğretiyodum,başladı öğrenmeye.İyi ki varsın çok teşekkür ederim demişti.
İyileşiyo gibi oluyo sonra tekrar başa dönüyoduk her zaman..
Annesi,annem,teyzesi,ben,o webcamde dans ediyoduk sonrada gülüyoduk.Bazen okula geliyodu,hemen benim yanıma geliyodu.Karne günündede beraberdik..
8.sınıf balomuzda kendisi katılamadı maalesef,o bi melekti artık.
Doğum günüme 4 gün kala melek oldu.Kötüye gittiği dönemler gelmek istediğimde beni istemedi,annemi istedi.O kadar küçülmüştü ki,18 kilo kalınca boyuda gitti zaten.Hala gözümün önünde...Doğum gününü de beraber kutlamıştık böyle..Sonra 25'nde ben sims oynuyorum böyle.
11:30 filan saat aradı annesi."Başak öldü"diyince ilk bi durdum.Sonra bi boşaldı benden damlalar anlatamam.Bize ders veren hoca hastaneye götürdü bizi.Benim inmeme izin vermediler.Hala ağlıyorum falan böyle çok kötüydüm o gece.İnanmak istemedim anlıyo musun?
Sonra Artvin'e gömülmek istediğini önceden söylemiş zaten,Artvin'e götürdüler...
Şuan o yanımda biliyorum,seni özlüyorum.
Daha kimseyi kaybetmek istemiyorm hayatımda!