13 Eylül 2010 Pazartesi

"Engel"'leri kaldırmak...

28 Mart 2010 Pazar
Hassas olduğum bir konu üzerine bugün küçük bir konferansa çağrıldım...Çok duygusal bir yapım olduğundan normal insanlardan farklı olan insanlara çok ilgi duymuşumdur ya da sizin anlayacağınız gibi söyleyeyim; Yaşlı,deli,engelli gibi...

Bugün "Engelli" kavramının ne olduğunu tamamiylen öğrendim,biçoğumuz "Engelli" kavramına direkt,özürlü diye yaklaşırız.Bende bir huy vardır bir kavramı simgeleyen ismi parçalara bölerek sorgularım.Engelli abimiz bize bu konuyu anlatırken ben de kafamda böldüm,şu sonuca ulaştım."Özürlü" dendiğinde,parçalara bölüyorum anlaşılır bişey çıkaramıyorum.Özür,neye özür,kime özür yok.
"Engelli" dendiğinde hem daha adaplı oluyor hemde parçalara bölündüğünde daha anlaşılır bir anlam veriyor bana."Engel" bir şeyi yapamamak,önünde engelleri yada engeli olması gibi. Bunu yapamayan kişi de otomatikman "Engelli" oluyor. Nedir bu birşeyi yapamamak?Hayatını tek başına sürdürememek gibi.
Yemek yemek,tuvalete gitmek,yürümek gibi...Bizden tek farkları biz tek başımıza yaşayabilirken,onlar yardım alarak yaşıyorlar.O kadar garipsencek bir durum değil.
Bende dahil olmak üzere görünce direkt olarak acır gibi bakmak,haline üzülmek gibi hislerim oluşuyor.
Bu o kadar saçma ki,kendimden utandım.Bu "Engelli" dediğimiz kişiler, sadece sakat insanlar değilmiş meğer."Engelli" kategorisine; kanser,böbrek yetmezliği gibi hastalıkları olan da giriyor.Düşündüm,mantıklı geldi.Engeli var çünkü!

Şunu düşünmüşümdür,duyma ve görme engeli olan insanlar için ayrıyetten neden kitap basmadıklarını.
Sordum sordum bulamadım cevabını,toplumun onları bi bakıma dışladığını düşündüm.
Bunu da düşünmemi sağlayan şey bir gece izlediğim filmdir.
Adı Okuyucu'ydu.Filmin engelli bir insanla alakası yok,sadece 40'ından sonra bir kadının nasıl okuma yazmayı tek başına öğrendiğini anlatıyordu. Sırf utandığı için,okuma yazmayı bilmediğini söylememesinden dolayı hayatının sonuna kadar hapiste kalacaktı.Sevdiği adam ona her gece kitap okuyup,sesini kasede doldurdu ve kadına yolladı,kadın kitabı açarak benzer kelimeleri çizerek,dinleyip takip ederek,not alarak okumayı öğrendi.Yaşı 40'ı geçmişken hemde...Sonra ben bunu "Engelli" kişiler üzerinde düşündüm.
Neden onlar için sayfası dolgulu kitaplar çıkarılmıyor yada körler için neden o kitabın sesli okunmuş hali yok? Kitap okumayı seven sadece Engel'i olmayan insanlar mı?
Aslında böyle yaparak insanlar da bir engel koyuyor onlara...Çok üzülmüştüm bunu düşününce.Düşündüm,düşündüm bulamadım mantıklı bir cevap,hiç biri beni tatmin etmedi.

Sonra engelli abimiz anlatmaya devam etti...Engellilerin sürekli matematiksel hesaplar yaptığı konusuna değindi,"'şurdan şuraya kaç adımda giderim?','kafamı kaşımam için kaç derece kolumu kaldırmalıyım?'" gibisinden...Bizden daha çok kafalarını çalıştırıyorlar ve ben inatla şu görüşümü savunuyorum,"onlar bizden daha zeki." Çünkü,engelli abimiz gene anlatmaya devam ettiğinde ünlü kişilerden örnek verdi.
Misal,Stephan Hawking,Beethoven,Aşık Veysel gibi...
Beethoven'ı gördüğümde "eee nesi engelli bu adamın?"dedim.İlk aklıma gelen "kör" oluşuydu.
Sonunda sağır olduğunu öğrenince şok geçirdim resmen!Nasıl yani yahu?Bu adam o kadar güzel klasik müzik yapıp nasıl sağır olur!Bizim gözlerimizi kapayıp yürüyemediğimizi düşünün ama bu insan hiç birşey duymamasına rağmen şuan hala dinlenmekte olan müzikleri yaptı!Bu gerçekten olağanüstüydü benim için.
Engel sadece görünürde sanırım,iç yüzünde eğer sen içinde ki engelleri kaldırabilmişsen "ipini koparmış" bir insan kadar özgürsün.Eğer gerçekten toplum tarafından dışlansaydı,kendiyle barışık olmasaydı o sağır Beethoven "ot" diye nitelendirdiğimiz insanlar gibi sadece ömrünün sonuna kadar 3 şeyi yaparak ölümünü beklerdi ama o öyle olmadı!Ne kadar heycan verici değil mi?

Burda anlatmak istediğim şey insanın dış görünüşünde engeller olabilir,içinde olmasın yeter ki.Sonradan olanlar dışında doğuştan belirli nedenler yüzünden "Engelli" doğmuş kişilerin ben özel olduklarını düşünüyorum.Zihinsel engelliler mesela,acayip duygusal bir yapıya sahiptirler.Her ne hikmetse onların bulunduğu ortamda olduğum zaman kesin ürkerek yerimden zıplamışımdır,kesin biri kolumu tutmuştur yada saçımı okşamaya başlayan biri vardır,konuşurlar benle.Hissettikleri için kimin yanına gidiceklerini iyi bilirler.Hisleri bizlerden daha çok gelişmiştir çünki,şimdi gözlerinizi kapayın ve yürüyün dediğim anda birçoğunuz düşecektir eminim,onlar bir zaman sonra hissetmeye başlıyorlar,nerede engel vardır,nerede bu vardır diye.

Sonra bir örnekle sonuca bağladı abimiz,Sakıp Sabancı'dan başkasını düşünemezdik elbette.Sakıp Sabacı ve ailesi Türkiye'nin en zengin ailelerinden biri olmasına rağmen maalesef paranın her kapıyı açmıyacağını,ne kadar paran olursa olsun sağlığını parayla satın alamıyacağını ve akraba evliliğinin sonucunu bize gösterdiler...Sakıp Sabancı akraba evliliği yapmıştı,bunun sonucunda "Engelli" bir oğlu olmuştu.Bu lafı hep içimde yaradır,hep anneannemin sağlığının kıymetini bil öğütlerine verdiği örneklerden de biridir üstelik...Sakıp Amcamız demiş ki;‘‘Araba fabrikası kurdum ama oğluma bir araba alamadım. Çünkü oğlum konuşamıyor...’’ Gerçi televizyonlara çıkıp: ‘‘Bakın biz akraba evliliği yaptık. Çok sakıncalı. Siz yapmayın, bu hataya düşmeyin’’ demesini de bilirdi ama burda verilmek istenilen mesaj çok zenginlerinde böyle acılar yaşayabildiği...

Benim eklemek istediğim son birşey kaldı galiba...Hep dikkat ettim,biz hep şöyle yapıyoruz bir gece önceden yüzümüzde sivilce yokken sabah kalktığımızda koskocaman sivilceyi gördüğümüzde bunalıma giriyoruz."Engelli" olan kişiler ne yapmalı? Onların ki bizim sivilcemiz kadar hafif değil ama onlar her daim kendileriyle dalga geçebilen,daha ılımlı,daha eğlenceli ve bizim yapamadığımız şeyi yapıp hayatı iliklerine kadar hissedip,yaşayan insanlar.Sağlık sorunları olmayıp,değerini bilmeyen insanlar için bence böyle insanlar var.Halinden saçma sapan şikayet eden insanlar,bir de görmeseydi ya da duymasaydı ne olurdu acaba?Onlar şunu yapabiliyorlar işte.Bembeyaz olarak gördüğü dünyayı renklendiriyor kendi kafasında.Daha toz pembe,daha temiz.
Sadece bir gözünüzü kapayın ve etrafa bakın sadece ama sadece 10 dakika.
Kaçıncı dakika da bırakırsınız?Dayanamazsınız.İçinize sıkıntı basar. Onları düşünün,duydukları sesin peşinden gidiyorlar,göremediği herşeye kendi kafasında hayal gücünde bir anlam yüklüyor.
Öyle yaşıyor,mutlu oluyor...
Sağlık sorunu olmayan insan ise elinde ki değeri anlamayıp,asıl "Engel"i sağlıklı bedenine koyuyor.
Bana kalırsa asıl Engelli kişiler,hayatı yaşamasını bilmeyenler yani hayata ENGEL koyanlar :)

0 yorum:

Yorum Gönder

hanimiş,yorumda mı yaparmış aman aman..