24 Aralık 2010 Cuma

uzun bir aradan sonra


şu espriyle başlamak istiyorum; "açım açım,kıllı kıçım."
enerjiye ihtiyacım var,bilirsiniz beni şanssızımdır kısmetsizimdir.
sıkıldım abi geçen sene 23 aralıkta sevgilimden ayrıldım dün helva kavurcaktım ama yılbaşı kurabiyesi yaptım neyse.
kursta bi çocuk var allam benden 6 yaş büyük ama geldiği gün tanıştım arkadaş olduk 3 hafta boyunca tek benle konuştu.
şuanda hala öyle yarın 1 ay olcak tanışalı.
ilişkimiz iyi gidiyodu,yakın davranıyodu konsere davet etmeler,özel ders almalar,geceleri mesajlaşmalar,bişiyler içmeler.
ne olduysa öküüüüüüüüüüz haftaiçleri mesaj atmıyo.
allam biri beni büyülediyse kurşun döktürcem diyorumda ya tencerede başıma dökülürse?
aslında uzun uzun yazmak isterdim ama kendimi çok boktan hissediyorum.
hoşlanmıyo işte gerizekalı amele ne zorluyosun? her kızdığımda tamammm,bitti diyorum
NAH bitiyo. ne bitiyo olum? gördüğümde onu "aiii" moduna geçiyorum kuşlar,çiçekler,kelebekleeer modundayım.
amaaa yooo hayır! yarın görür o gününü.
allam niye sınıyosun sen beni böyle? bi ilşki istiyorum niye çok görüyosuuuuuuuuun,etrafta o kadar zibidi varken benim neyim eksik heee??
sanırım bunu sorgulamayı bıraktığımda benimde bir yarim olacak.

14 Eylül 2010 Salı

bordo oje-eski sevgili

bordo ojem gibisin,bu sefer sürcem güzel durcak diyorum yok.sürünce çıkarıyorum.gelmeni bekliyorum,gelsen belki istemicem,eskisi gibi olmıcak. sen en iyisi sürmek isteyip süremediğim bordo ojem olarak kal.

13 Eylül 2010 Pazartesi

Bulupta kaybetmek..


09 Ocak 2009 Cuma, 21:54
Birini uzun zamandan sonra bulursun işte bu dediğin an bazı nedenler yüzünden elinden kum tanesinin aktığı gibi kayıp gider..
Çok istersin ama zordur gelmesi..
Düşünürsün yorganı çekip üzerine,korkarsın,üşürsün,küçük bi bebek gibi..Emzik istermişcesine ağlamak istersin aslında senden kaçırılan o masum,mutlu bi ömürdür..
Belki de elinden ilk kayıp gittiğinde anlamazsın değerini ama en ufak bişiy bile seni darmadağın etmeye yeter..Hayat senle dalga geçer ismini bile duyunca ürperirsin..Hayat bu olsa gerek, sonra birini bulursun ama o hayaller kurduğun,işte bu dediğin insan gibi olması imkansızdır hep.Bi gün gelcek diye beklersin,yatağına yatınca belki o başkasıyla yada o da beni düşünüyo mu dersin..Hep beynini kemirir bu sorular.Bi gün arıcak dersin belki oda senden bekliyodur ama tek bilinen bişi var sen bu haldeyken o senin hakkında neler düşünüyo belki de bunu bidaha hiç bilemicek olman.Hayat ne garip dimi?
Sürekli elimizden bişi alır hiç bişi vermez..
Ama herşeye rağmen yaşamak güzel acılarda olmasa..

maylayf.


30 Ocak 2010 Cumartesi, 20:18
"Yaşamak için hep sebebiniz hisleriniz olsun,menfaatleriniz değil "ve bu yüzden iyi insanlar kaybedicek her daim,ama karar verdim ben ikisini de yapabilirim. Ayağa kalkabilirim.
Mutluyum çünkü;
Sevenim çok,duygularımı hırs uğruna harcamam,sevenim var bana özel...
O beni gerçekten mutlu ediyo,mesajlarıyla,davranışlarıyla,bana gözlerimi açmayı öğretti.Kanadım kırılmıştı,kırık kanatlı kuş rolüne bürünmüştüm,o bana hayata dönmeyi gösterdi.Evet o benim bi parçam oldu artık.
Daldan dala atlanılan bi blog oldu ama ama ben mutlu olunca böylesine saçmalıyorum işte,ah sen..
Hayatımda bi obje olara durup gözüme gözüme sokulurken görememişim önümde ki tozlardan,silkelenip kendime gelince eşsiz parça olduğunu anladım :)
"Herşeyin herzaman bir açıklaması yoktur..." lafını öğrendim senle,sürekli "neden" diye sormakla hayat geçmezmiş,"keşke" demeyi bıraktım "iyi ki" demeye başladım.Anladım ki hayat bir nefes alıp vermek basit bişey ve
o arada ki süre kadar kısaymış..."Dünyayı değiştiremiyorsan, Dünyanı değiştir." bu lafı değiştiremediğim ama sevip,uğraştığım insanlar için yazıyorum.
Sizi değiştiremedim,öyleyse kendimi değiştireyim dedim,bi de bunu deneyelim kısacık ömrümüz de,"yapsaydım" dediğim bişiy kalmasın."Kalpleri acıtan aşklar değildir.O aşklarda yaşanan pişmanlıklardır...." lafı bana uygun gelmeye başladı çünküüüü,aşık olmamışım şuan hissettiklerimin yanında öncekiler hiçmiş,sadece içimde bi sindirilmemiş şeyler varsa o da yaşanmışlıkların üzerine gelen haksızlıklardır.Zamanla herşey unutulur nasılsa olsun :)"Hayatı yaşamanın iki yolu vardır: Biri hiçbir şeyin mucize olmadığını düşünmek, diğeri herşeyin bir mucize olduğunu düşünmek..." son olarak ta bunu söyleyerek bitirmek istiyorum bloğumu.Hımm şey,bu blog genel sözlerden ibaretti,ama bu cümle herşeyi özetledi.Önceden hiç bişiye inanmıyoken ben şimdi mucizelere inanıyorum çünkü var.O benim mucizem,gözüme gözüme sokulan bi mucize hemde.Mutluluğu melekler içimize saklamıştı.Buldum! ve artık biliyorum ki ve ona bunu söylüyorum;Seveceksen ölçülü sev ki sevgin uzun sürsün; çok hızlı giden de çok yavaş giden gibi geç varır hedefe.Herşeyi hissederek,benimseyerek yaşamayı tercih ettim,yalanın hırsın ve sahteliğin olmadığı bi hayatı,onunla."O" kim söylemem,"O" sadece benim! Mutluluğum ve huzurum!"Hiç kimse duymak istemeyenler kadar sağır olamaz." duymuyorum artık,sağır oldum bakın.Mutluyum da,bu sefer Peri Masalı'mı kimsenin bozmasına izin vermicem,mucizeler dolu hayatta,o en büyük mucize...

Günlük Neden Tutmuyorum?

05 Mart 2010 Cuma
Hep düşündüm,niye günlük tutmuyorum diye ve tuttuğum günlükleri neden bir zaman sonra yırttığımı...Aslında öldükten sonra beni yaşatıcak şeylerden biri bu.

Günlük tutamamamın sebebi o koca sayfayı doldurmanın ölüm gibi gelmesi,bir çoğunuz okurken "ah bende"diyeceksiniz...Halbu ki onu niye doldurmak zorunda hissediyorum ki kendimi? Ruh halim doldurmak istemiyor zorla yazıyorum birşeyler karalıyorum,saçmalıyorum,sırf boş kalmasın diye...
Şunu düşünemiyorum,hayatımın her gününü koca bir sayfayı dolduracak kadar değerli,önemli ve dolu dolu yaşadım mı?Hayır,hem de koca bir hayır! İnsanın hayatında hergünü koca bir sayfayı doldurcak kadar uzun olmuyor ne yazık ki... Nedense,o boşluklar zorla doldurulmaya çalışılır.Defterdekini doldurana kadar hayatında ki boşlukları doldursan nasıl olur sanki?Kendini kalıba sokmak gibi birşey bu,zorla hemde!
İnsanlar "keşke bunu yapsaydım" gibi "keşke"'li cümleler kurarlar hep,bana söyler misiniz bugünün dünden neden farklı olduğunu?Neye geç kaldık biz?Ne geçmiş olabilir ki...Belki de günlüğümün çoğu zaman boş kalmasının sebebi "keşke"lerimdir...

Çukurlar bile tam dolmazken,ben "keşkelerim" için dolduramadığım hayatımın nasıl kağıdımı doldurmasını bekleyebilirim ki?!

kazık yemişsen oku beni.


05 Nisan 2010 Pazartesi
hayat ağlamak için çok gereksiz,üzülmek için çok basit,değer vermek için çok değersiz,beklemek için çok kısa,hayatta herşeyi yaşamak mümkün,önemli olan insanların içindeki sayıları görmek,0 ı bulup herşeyi değersizleştirmek için çarpmamak.
anlıyosun dimi?
gülümse,herdaim.
gülümsemek yaşamı anlamlı hale getirir,her neiçin gülüyosan gül,yeter ki hayata karşı gel.kimse için kendini bırakma,çünkü onlar hiçbi zaman seni tutmayacaklardır.

"Engel"'leri kaldırmak...

28 Mart 2010 Pazar
Hassas olduğum bir konu üzerine bugün küçük bir konferansa çağrıldım...Çok duygusal bir yapım olduğundan normal insanlardan farklı olan insanlara çok ilgi duymuşumdur ya da sizin anlayacağınız gibi söyleyeyim; Yaşlı,deli,engelli gibi...

Bugün "Engelli" kavramının ne olduğunu tamamiylen öğrendim,biçoğumuz "Engelli" kavramına direkt,özürlü diye yaklaşırız.Bende bir huy vardır bir kavramı simgeleyen ismi parçalara bölerek sorgularım.Engelli abimiz bize bu konuyu anlatırken ben de kafamda böldüm,şu sonuca ulaştım."Özürlü" dendiğinde,parçalara bölüyorum anlaşılır bişey çıkaramıyorum.Özür,neye özür,kime özür yok.
"Engelli" dendiğinde hem daha adaplı oluyor hemde parçalara bölündüğünde daha anlaşılır bir anlam veriyor bana."Engel" bir şeyi yapamamak,önünde engelleri yada engeli olması gibi. Bunu yapamayan kişi de otomatikman "Engelli" oluyor. Nedir bu birşeyi yapamamak?Hayatını tek başına sürdürememek gibi.
Yemek yemek,tuvalete gitmek,yürümek gibi...Bizden tek farkları biz tek başımıza yaşayabilirken,onlar yardım alarak yaşıyorlar.O kadar garipsencek bir durum değil.
Bende dahil olmak üzere görünce direkt olarak acır gibi bakmak,haline üzülmek gibi hislerim oluşuyor.
Bu o kadar saçma ki,kendimden utandım.Bu "Engelli" dediğimiz kişiler, sadece sakat insanlar değilmiş meğer."Engelli" kategorisine; kanser,böbrek yetmezliği gibi hastalıkları olan da giriyor.Düşündüm,mantıklı geldi.Engeli var çünkü!

Şunu düşünmüşümdür,duyma ve görme engeli olan insanlar için ayrıyetten neden kitap basmadıklarını.
Sordum sordum bulamadım cevabını,toplumun onları bi bakıma dışladığını düşündüm.
Bunu da düşünmemi sağlayan şey bir gece izlediğim filmdir.
Adı Okuyucu'ydu.Filmin engelli bir insanla alakası yok,sadece 40'ından sonra bir kadının nasıl okuma yazmayı tek başına öğrendiğini anlatıyordu. Sırf utandığı için,okuma yazmayı bilmediğini söylememesinden dolayı hayatının sonuna kadar hapiste kalacaktı.Sevdiği adam ona her gece kitap okuyup,sesini kasede doldurdu ve kadına yolladı,kadın kitabı açarak benzer kelimeleri çizerek,dinleyip takip ederek,not alarak okumayı öğrendi.Yaşı 40'ı geçmişken hemde...Sonra ben bunu "Engelli" kişiler üzerinde düşündüm.
Neden onlar için sayfası dolgulu kitaplar çıkarılmıyor yada körler için neden o kitabın sesli okunmuş hali yok? Kitap okumayı seven sadece Engel'i olmayan insanlar mı?
Aslında böyle yaparak insanlar da bir engel koyuyor onlara...Çok üzülmüştüm bunu düşününce.Düşündüm,düşündüm bulamadım mantıklı bir cevap,hiç biri beni tatmin etmedi.

Sonra engelli abimiz anlatmaya devam etti...Engellilerin sürekli matematiksel hesaplar yaptığı konusuna değindi,"'şurdan şuraya kaç adımda giderim?','kafamı kaşımam için kaç derece kolumu kaldırmalıyım?'" gibisinden...Bizden daha çok kafalarını çalıştırıyorlar ve ben inatla şu görüşümü savunuyorum,"onlar bizden daha zeki." Çünkü,engelli abimiz gene anlatmaya devam ettiğinde ünlü kişilerden örnek verdi.
Misal,Stephan Hawking,Beethoven,Aşık Veysel gibi...
Beethoven'ı gördüğümde "eee nesi engelli bu adamın?"dedim.İlk aklıma gelen "kör" oluşuydu.
Sonunda sağır olduğunu öğrenince şok geçirdim resmen!Nasıl yani yahu?Bu adam o kadar güzel klasik müzik yapıp nasıl sağır olur!Bizim gözlerimizi kapayıp yürüyemediğimizi düşünün ama bu insan hiç birşey duymamasına rağmen şuan hala dinlenmekte olan müzikleri yaptı!Bu gerçekten olağanüstüydü benim için.
Engel sadece görünürde sanırım,iç yüzünde eğer sen içinde ki engelleri kaldırabilmişsen "ipini koparmış" bir insan kadar özgürsün.Eğer gerçekten toplum tarafından dışlansaydı,kendiyle barışık olmasaydı o sağır Beethoven "ot" diye nitelendirdiğimiz insanlar gibi sadece ömrünün sonuna kadar 3 şeyi yaparak ölümünü beklerdi ama o öyle olmadı!Ne kadar heycan verici değil mi?

Burda anlatmak istediğim şey insanın dış görünüşünde engeller olabilir,içinde olmasın yeter ki.Sonradan olanlar dışında doğuştan belirli nedenler yüzünden "Engelli" doğmuş kişilerin ben özel olduklarını düşünüyorum.Zihinsel engelliler mesela,acayip duygusal bir yapıya sahiptirler.Her ne hikmetse onların bulunduğu ortamda olduğum zaman kesin ürkerek yerimden zıplamışımdır,kesin biri kolumu tutmuştur yada saçımı okşamaya başlayan biri vardır,konuşurlar benle.Hissettikleri için kimin yanına gidiceklerini iyi bilirler.Hisleri bizlerden daha çok gelişmiştir çünki,şimdi gözlerinizi kapayın ve yürüyün dediğim anda birçoğunuz düşecektir eminim,onlar bir zaman sonra hissetmeye başlıyorlar,nerede engel vardır,nerede bu vardır diye.

Sonra bir örnekle sonuca bağladı abimiz,Sakıp Sabancı'dan başkasını düşünemezdik elbette.Sakıp Sabacı ve ailesi Türkiye'nin en zengin ailelerinden biri olmasına rağmen maalesef paranın her kapıyı açmıyacağını,ne kadar paran olursa olsun sağlığını parayla satın alamıyacağını ve akraba evliliğinin sonucunu bize gösterdiler...Sakıp Sabancı akraba evliliği yapmıştı,bunun sonucunda "Engelli" bir oğlu olmuştu.Bu lafı hep içimde yaradır,hep anneannemin sağlığının kıymetini bil öğütlerine verdiği örneklerden de biridir üstelik...Sakıp Amcamız demiş ki;‘‘Araba fabrikası kurdum ama oğluma bir araba alamadım. Çünkü oğlum konuşamıyor...’’ Gerçi televizyonlara çıkıp: ‘‘Bakın biz akraba evliliği yaptık. Çok sakıncalı. Siz yapmayın, bu hataya düşmeyin’’ demesini de bilirdi ama burda verilmek istenilen mesaj çok zenginlerinde böyle acılar yaşayabildiği...

Benim eklemek istediğim son birşey kaldı galiba...Hep dikkat ettim,biz hep şöyle yapıyoruz bir gece önceden yüzümüzde sivilce yokken sabah kalktığımızda koskocaman sivilceyi gördüğümüzde bunalıma giriyoruz."Engelli" olan kişiler ne yapmalı? Onların ki bizim sivilcemiz kadar hafif değil ama onlar her daim kendileriyle dalga geçebilen,daha ılımlı,daha eğlenceli ve bizim yapamadığımız şeyi yapıp hayatı iliklerine kadar hissedip,yaşayan insanlar.Sağlık sorunları olmayıp,değerini bilmeyen insanlar için bence böyle insanlar var.Halinden saçma sapan şikayet eden insanlar,bir de görmeseydi ya da duymasaydı ne olurdu acaba?Onlar şunu yapabiliyorlar işte.Bembeyaz olarak gördüğü dünyayı renklendiriyor kendi kafasında.Daha toz pembe,daha temiz.
Sadece bir gözünüzü kapayın ve etrafa bakın sadece ama sadece 10 dakika.
Kaçıncı dakika da bırakırsınız?Dayanamazsınız.İçinize sıkıntı basar. Onları düşünün,duydukları sesin peşinden gidiyorlar,göremediği herşeye kendi kafasında hayal gücünde bir anlam yüklüyor.
Öyle yaşıyor,mutlu oluyor...
Sağlık sorunu olmayan insan ise elinde ki değeri anlamayıp,asıl "Engel"i sağlıklı bedenine koyuyor.
Bana kalırsa asıl Engelli kişiler,hayatı yaşamasını bilmeyenler yani hayata ENGEL koyanlar :)

aşk resim yapmaktır,aşk bir pencere gibidir fazla açarsan havanı alırsın,aşk ihanettir.


05 Nisan 2010 Pazartesi
Aşk'ı aslında yaşadım mı,yaşamadım mı bilmiyorum.Ammavelakin şunu biliyorum ki aşk resim yapar,resimde en kötü ihtimalle biraz iz kalsa bile hatanı düzeltirsin.Aşk'ta da böyle değilmidir?
Yaparsın yaparsın sonra affedilirsin ama o izi az da olsa kalır.
Aşk'ı yaşamasını bilen güzel resim yapar,resim yapmasını bilmeyen de aşk yaşayamaz,nitekim de öyle zaten.Yaşamasını bilmeyen kalkıp en zorlu resme girişirse napar o resmi? Düşündünüz mü hiç?
Eldeki veri ile yaptığı eser bir olur mu? Olmaz!
Yaşamasını bilen o duygularla öyle resim çizerki,ağzınız açık kalır.
Ya işte aşk resim yapmak gibidir,ya milyonlarca dolarlık pahabiçilmez bir eser çıkar,yada yüzüne bakmıcağınız çöplük bir tablo.
Aşk bir pencere gibidir fazla açarsan havanı alırsın da bana göre şudur;
fazla derine inersen gerçekleri görürsün,gördükçe soğursun,vazgeçersin.
yada götün kalkarsa iner pıs diye...
aşk ihanettir demekte,olmayan bişiy(bana göre) yada geçici bişiy için diğer erkeklere yüz vermemek ihanettir.
birine bağlanmak helede bu erkek ise tamamen ihanettir.
çünkü erkeklerin biri bile sadık değildir,hep kafalarında biri vardır,bu ulaşabilcekleri olsun ulaşamıcakları olsun.
çıktığı haricinde biri,o yüzden bizimde sadık olmak gibi bi sorumluluğumuz olmamalı,ihaneti işlemekten bıkmadınız mı?

aşk bir hastalık aslında,hemde kalıcı.

sinirlerimin everest'e tırmanma meselesi.


05 Nisan 2010 Pazartesi
eeveeeeet doğru bildiniz çoook gerginim çok!
hayata bi koycam,bi yol alıcak ki sorma gitsin anasını satiiiiiiiim,ne kısmetsiz kızım abicim.
nedir bu kısmetsizlik? bitek bendemi oluyo diye kendime sormadan edemiyorum.
illa çok popüler olmak için kendi benliğimi satmam mı lazım? basit kız mı olmak lazım?
yadaaa hırçın mı olmak lazım? asla hiçbirini olmam.
sokakta görüyorum,yanlış anlaşılmasın aama erkek olsam bakmıcağım kız tiplerinin yanında sevgilileri kimileride çok yakışıklı herifler. öf anasını satim diyorum,benim ne eksiğim var?
bana neden hep hödük gelir? kendimi hödük trafosu gibi hissediyorum.
bi ben tersim bu dünyada sanırsam,uzun etek giyerim laf atarlar. normal giyinirim hepsi sanki açıkta biyerim var gibi bakarlar. sıkıldım artık,değişik gözlük takarım yanındakini dürter,sapık mısınız,mal mısınız bilmiyorum! kısmet,aşk ne zaman bulur bizi bilinmez ama umdumu kaybetmeden come canım come.
sonracğma arkadaşlık meselesine gelelim,eski sevgiyi bilen bilir,facia ötesi.
arkadaşım dalga geçti hatta seni kızdırmak 3 ay küslükten başlıyor diye ksljfdksdjflkjsdf
ona göre adam olun lan! sdkljfklsdjf
şimdi liseye geçince bi paylaşılamama,bi anne,bi abla konumua girdik iyi mi?
derdi olan sevgiiiiiiiiiiiiiea diye gelir oldu.
bu beni çok mutlu ediyo,ama paylaşılamamak fena halde sinirimi bozuyo.sınıfın tamamıyla bi kere barış olduğum gün yok.
illa bi ayarsızlık çıkıcak yani.
güldürmek,eğlendirmek güzel. ama tersimde çok fendır hani.
arkasından pek konuşmam insanların vesselam. ammmaaaaa, çok sinirlendirirlerse ne gelirse sayarım döşerim de döşerim yani! umrum olmaz,bidaha benle konuşur mu,konuşmaz mı...
benim kaybediceğimm hiç bişiy yok.çünkü bilrim ki benim gibi bir arkadaşı zor bulurlar. bulamazlar da,her yönüm vardır benim,bazıları gibi tek yönlü değilim.
kıyamazlar,sarılırlar öperler zaten.
bazen kıysamda genelinde sarılırım.
hayatım bu kadar dengesiz,daha neleri varda yarın sınavım var yatmam lazım.
ama şunuda sölm,çok utangaçımdır gidip konuşamam,bi konuşuncada öf yani.
sadece 2 günlük geziyle tonlarca arkadaşım oldu.
onları çok seviyorum,iyi ki hayatıma girdiler.
şunu biliyorum ki,itici olmassan sevilirsin.
gülümseee :)
megoloman gibi konuşmuş olabilirim ama gerçekten şunu istiyorum.
insanlığa birşeyler katmadan ölmemek istiyorum.
benim gibi arkadaş bulamıcaklarını arkadaşım sıfatındakilerin anlamasını.
ve benm gibi bi sevgili bulamıcaklarınıda.
herkesnde tersi vardır ama kimse ben olamaz.
nokta nokta nokta

facebook tripleri.

10 Mayıs 2010 Pazartesi
eğer biri sürekli profil resmini değiştiriyorsa ya birilerinin ilgisini çekmeye çalışıyordur yada pohpohlanmaya ihtiycıı var demektir en kötüsü can sıkıntısından yapıyordur.


eğer biri sürekli statüsünü değişitiryorsa ciddi anlamda sıkılıyor demektir.

eğer biri sürekli bi insanın resimlerini beğeniyorsa,kendisinin de beğenilmesi için yapıyordur,karşı cinse yapıyorsa kesin hoşlanıyordur.

eğer biri başkasının duvarına yazıyorsa(özelden konuşabilceği şeyleri) kesin birilerinin okumasını istediği içindir.

eğer birinin profili açıksa,dışardan birine mesaj yolluyodur demektir.

eğer birinin duvarı açıksa,halim bu mesajı verir.

eğer birinin hesabı gizliyse ya kimse tarafından dürtülmek istemiyodur yada çok büyük bi halt yemiştir.

eğer biri facebookunu kapadıysa ruh hali bozuktur,başka yollardan ona ulaşılmasını ister yada yediği bok ortaya çıkmasın diyedir.

eğer biri ilişkisi var ama kimle olan yeri yapmıyosa o bi kerizdir.

eğer biri herkese yorum yapıyosa o bi eziktir!

eğer ve eğer profil resmi birinin 10 dakkada 5 kişinin beğenmesini geçiyosaaa o kişi herkese beğen diye yalvarıyodur.

gördüm,ölçtüm,biçtim.

erkekimsi erkekler.

16 Mayıs 2010 Pazar
Erkekler olgunlaşamazlar,hep eğlencedir hayatları,komiklik,gırgırdır..
Umursamazlar,biri olsa biri..Asıl verilen değerin farkında değillerdir..
Kaybedince de anlamazlar gerçi,nasılsa onların aşk gibi bi sorunları yok nolcak ki,
onların düşüncesinde sevgi diye bi
kavram var mıdır?Yoktur esasen.Sevdiklerini sanırlar,öyle tutulurlar ki,
coğrafya'da ki terimler gibi..
Yerde ki nemin bulutlara çıkıp bize yağmur olarak geri dönmesi..
Burda yukarı çıkan nem erkeklerin bi anlık heycanlanışı yağmur damlalarıda
kızların göz yaşıdır..
Herneyse,erkekler bazen seviştikleri kızların bile isimlerini bilmezler,napcak ki bilip;
söyledikleri halde bilmezler..Neresinden dinliyolarsa.Birine ait olmak istemezler,
yoksa özel organları mutsuz olur yazık sizzeee.Hep daha fazlasını ister,
kızları anlayamadıkları gibi değer kavramları da yoktur.Her erkeğin içinde piçlik mevcuttur.
Kızları hiç bi zaman ama hiç bi zaman anlamayıp dırdırlarından,triplerinden bahsederler.
Kızlar ruh hastası değil ki mutlu olup,sevişmek varken dırdır etsinler.Erkekler görmek istediklerini gördüklerinden hep çekmek istedikleri yere çekerler.Canım sen benim için çok farklısın diğerlerinden derken,diğer msn sayfasında başka biriyle sanal seks yapması olası sonuçtur.Aldattığı kızı telefonla arayıp kendi kusurlarını kızın üstüne atan bi mahlukattır.Kızlara seni seviyorum derken içinden onu piliç gibi hayal eden bi bi işte öyle.
Çok değerlisin diyip değerini göstermeyen bi canlıdır.
Değer gösterilmedikçe anlamsızdır.Ve insan kendi kusurlarını kapamak için başkasında kusurlar arar.Erkeklerin kızlara dırdırcı demesi gibi..
Bunların sonunda nolur mu?Akan 2 göz yaşı,kırılan kalp ve beddua yemiş erkek güzelleri..

10 Eylül 2010 Cuma

aa buldum lan!


Valla da buldum billa da buldum!
Şimdi bak noldu,erkeklerin beni kaldıramama nedenini buldum.
Artık üzülmem için sebep yok!
1-ben erkekleri kullanmıyorum,para ödetmiyorum,hediye aldırmıyorum vs.
2-ben donanımlı biriyim(resim,dans vs)
3-ben zekiyim! (erkekler kullanmak için aptal kız arar)
4-ben cinim! (yutmam ki hiç bişiyi!)
5-benim kafam çalışıyo. (hiçbir erkek kendinden üstün kadın istemeeeeeeeeeeeeez.)

tüylü kız dediydi dersiniz.
artık üzülmenin alemi yok,ben yanında elim ayağım dolaşcak erkek isterim.
yanında siparişi benim verceğim herif değil!
yaşasın o halde!

öpüleli bayramda eller,heryerde çoğaldı götler.


Nerde o eski bayramlaaarr?
Tabii aile yaşlanınca zevki olmuyo artık,eh ben de büyüdüm.Bayramlık mayramlık hak getire,cuma pazarınında eski tadı yok ki alalım 3-5 kıyafet.Neyse işte,bak mesela mesaj geldi.Benim sorunlu arkadaşım,kendisi çırpı ama ona kalsa ayı.
Demiş ki;"Ay pişman oldum 2 tabak makarna yediğime,davul gibi olcam." biz kızlar neden böyleyiz,neyse konuyu bölmeyelim.
Şimdik,ananemdeydim muhteşem bi sabaaha uyandım,sofra kuruldu klasik yemekler hazırlandı.
Sofranın değmeyin keyfine yani o derece.Yemek bitti,dertleşmeye başladık.Benim yaramazlıklarımı anlatmaya başladılar,söylemesi ayıp yemediğim bok kalmamış.
Ailemizde daraldı 2 sene önce ki gibi değil,zaten büyüdükte.Eskiden 300-400 tl kazanırken şimdi 180 tl kazanabildim.Geçen sene bayramda yalamadığım döt kalmamıştı,yüzsüz yüzsüz para istiyodum,çünkü sevgilimle köpek alcaktık.
Neyse onu da gömeli çok oldu geçiver.
Bayram da da aramadı,burnundan çıksın sende kalan 90 telem ayıoğluayı.
Bak aklıma ne geldi,epilasyona gitcektik koltuk altım için 2 haftadır uzatmıştım kolumu uzatamıcak kadar ayı gibiydi.Aman Allah 2 gün önce aldırdım,tertemiz oldu şimdi ota boka kolumu kaldırıyorum koltuk altımı okşuyorum.Kaşssız bıyıksızım,insanlarla konuşabiliyorum,cilve yapabiliyorum!
Kılsız olma mutluluğu böyle bişiy olsa gerek lan.
1 ay sonra başlıyorum epilasyona,darısı başınıza bebeler.
Laşatamikantare çalıyo,hepinize benden hediye bebeğim.
Bu bayramda çok boktu be arkadaş.Ailede bebekte yok mıncırasın.
Yaş büyüyünce boku çıkmaya başlıyo işin anlıcağın...
Keşke çocuk olsak,benim hiç ceplerim dolu olmadı şekerlen.
O değilde kuzenim taşınıyo şimdi.Benim odamda kalıyodu,6 senedir de Angelina Jolie posterleri asılıdır o odada.Anaaaaaaaaa demin bi baktım!
Yoooook fıttırdım,gitti lan.Evlat acısı gibi koydu,bi ara sarmıştım.Tüm haberlerini kesiyodum deftere yapıştırıyodum,yorum yapıyodum.
2 defter doldurdum.1 klasörde resim sen düşün.
Bugün kiliseye gidip mum diktim,ilk defa hayatımın aşkını yolla bana Allahım demedim.
Bende gelişme var,umarım kılsız ve aşksız mutlu oluruz,ikisi de acı ve rahatsızlık veriyor,tek bildiğim bu.
Hepinize iyi bayramlar,biz olmuşuz bayram.
Bi şekerimiz eksik zaten.

8 Eylül 2010 Çarşamba

kızı kaptım yan gelip yattım.

Evet erkeklerin geneli böyledir,elde edene kadan yavruuuum ah kıyamam tarzındadır.
İlişkiye geçince umursamaz olurlar.
Çok sinir oluyorum,hiç bi zaman zor kız olmadım ben.
Zor olup napcaksın ki? İlişkiyi istemiyo musun yani?
Saçma ama ne yazık ki erkekler bundan anlıyolar.
Sanıyolar ki artık kızı tapuladım istediğimde de başımdan atarım.
Ben sürekli ay acaba ne zaman ayrılcaz düşüncesiyle yaşamak istemiyorum.
O kadar korkuyorum ki yani.
Ha mesaj da ben bitirmek istiyorum gelcek diye götüm tutuşuyo.
Tabii benim de bırakma ihtimalim var,ilişkinin tadı kaçtı mı çat bırakırım.
Benle ilgilenmicek,neden böylesin dediğimde aynıyım ben noolmuş dicek,oldu paşam..
Yemezler,bırakırım vallahi.Bidaha da geridönüşü olmaz.
Elinde tutmak istiyosan biraz ilgilen bence.
İlgilenemiceksende yol al.

4 Eylül 2010 Cumartesi

Bailamos-Aylamo


Dün Koton'da dolaşıyoduk efendime söyliyim.
Arada böyle üstüne düşmediğim şarkılar vardır,anlayamamışımdır vs.
Bu sefer ki beni zorladı açıkçası.
Geldim arkadaşıma söyledim.
Ama deliriyorum,illa bulurum kafama takılan şarkıyı.
Kotanın mına koysam da bulcaktım.Tüm gün aklımdaydı.
Hero'mda bakarız demişti,neyse.
Gene aramaya giriştik şu saatte.Tüm gün video izledim,bitanesi dedim bu romantiktir bu değildir.
Yok anacım bulamıyorum,şöyle bi muhabbet geçti.
Şarkıyı sana söylesem bulabilcek misin?
-Bulurum söyle sen
Aylamooo yubıdıbıdıaylamooo
Hadi bul görim.
-Buldum :D
Bak dalga geçme kafanı kırarım.
-Al bak.
Şarkı.
Bunu duyunca hadi lan!Ben buna sabah baktım ama dedim,öyle mutlu oldum ki,klavyeye basamıyorum arkadaşıma yazamıyorum.
Uzun zamandır böyle mutlu olmamıştım.
O değil de bailamos'u aylamo anladım,çünkü latincem yok,çünkü bi öküzüm.Diğer şarkı sözlerini buna benzetmeye çalışmakta cabası püü.

3 Eylül 2010 Cuma

Şehir,Ülke Farketmez,Erkek Piçtir Affetmez!

Bi ara kendimi psikolojiye adamıştım.İnsanlık için kendimi feda etmiştim o derece.Farklı erkek tipleri görmek için hepsiyle konuşup kafalıyodum.Gerçekten inanmıcaksınız ama psikolog olduğumda bunun işe yarıcağını düşündüğümdendi.Biliyorum,normal değilim...
O kadar erkek tanıdım ki,ne siz sorun ne ben söyliyeyim.Bu yüzden hayatıma giren erkeklere direk "acaba?" diye yaklaşıyorum.
Acabalarımdan örnekler veriyim mesela;
-Hiç bi erkekten hoşlandın mı?Ya da bişiyler yaşadınız mı?
-Hiç bi kızı hamile bıraktın mı?
gibi mesela.
İstanbul erkekleri gerçekten hayvanın önde gideni.
Havası çarpıyo yemin ederim ki,ama gördüm ki genelinde "gen"lerde saklı bu piçlik.
Sen istersen yatakta da muhteşem ol,ya da tümden muhteşem ol herif açsa aç abi gidiyo yani.
İstanbul erkekleri ve İzmir erkekleri daha çok kızları kullanmaya meyilli aslında. Dünya'nın 4 bi tarafından erkek tanıdığım için söylüyorum gerçi.
Tek ortak özellikleri var,oyuncakları sevmeleri,oyuncak biz oluyoruz burda tabii.Oynayıp oynayıp,kolu bacağı kırılıp bi kenara atılan oyuncaklar.Taa ki son sürüm kaşar oyuncak çıkana kadar.
Eh tabii başka oyuncaklar bulamadığında da o oyuncağa geri dönüyo.
Sonuç itibariyle,hepsi piç.
Ama kırsal kesimde yetişmiş erkek normal İstanbul erkeği gibi kıza et parçası olarak bakarken kırsal kesimde ki,nasıl zaman geçiririz diye bakar.Tabii arkadaş ortamı da önemlidir her zaman,eh biraz da içinde olması gerekir.
Bikere erkeklerin kızlar diyince akıllarına ilk gelen soru;
Bu kızı nasıl kafalar,ona nasıl çakarım?sorusudur.
Bunları düşündükçe içim daralıyo,bi fenalaşıyorum.
Çünkü biliyorum ki,benim için öyle bişiy düşünmicek bi erkekle olucam.
O erkekte bilir ki,ben onu sevdiğimden tümden ona ait olurum,istediklerini yaparım.
Ama kaç tane erkek kaldı öyle?Sadece anlık zevkleri için,bilinmedik deliklere girip anlık mutlu oluyolar.Sonrası ne oluyo peki?O kızlar anne olmıcak mı ilerde.
Hadi yıkanırsın arınırsın da,ruhunu nasıl arındırcaksın?
Bana bunun cevabını verene ben vericem yeminle.
Sonuç itibariyle 4 milyar erkek varsa,3.5 milyarı piç,onun yarısı bebek diğerlerini de siz düşünün işte.

1 Eylül 2010 Çarşamba

Topluca Lez Olalım.

Bazen gerçekten düşünmüyo değilim hani.Erkekler nasılsa bizi anlamıyo diyip lez olasım geliyo.Ulan ben böyle yaratıklar görmedim.
Hiç biri insanlıktan anlamıyo.Kaçan kovalanır felsefesini sevmediğim gibi hepsi de ondandı.
En çokta şeye sinirleniyorum.Önce bi hoşlanıyolar,yapım gereği ben de ilgileniyorum.Sonra bakıyorum vazgeçmişler,anaavrat dümdüz gidiyorum bende.Haliylen!
Bağlanamam,zora gelemem.Hayat yalanı felsefesi olmuş bunların.
Düzgün erkek yok anacım kalmadı diyesim geliyo bazen.Ben değer vermemeyi beceremiyorum maalesef.Kaçan olamıyorum bi türlü.
Hep mutsuz da ben oluyorum.Tümden gebersin erkekler.
Allah belalarını versin.
Yeminlen versin.

Hep Erken Vedalarım Oldu.


Herzaman farklıydım ve bunun farkındayım.Farkında olmak güzeldir.İlişkilerimde hep sorun çıkardım,eğer gerçekten birini tam anlamıyla sevsem paşalar gibi oturur söz dinlerdim.
Çoğu zaman hep erkek ben oldum,nedeni de sümsüklerle çıkmamdı.
Laf atsalar sataşmaya götü yemeyen cinsle çıkmıştım hatta,neyse.
Neden ilişkilerim hep kısa sürdü?Çok kaybetme korkum yoktu.
Bırakılmaktı beni üzen,hayatımdan gitmesi değildi.
Herzaman beklentileri farklı olan biriydim ben.Her kızdan farklı hayallerim vardı,aslında hepsi bana hayrandılar ve bu yüzden kaçtılar.
Güçlü,akıllı ve kendinden üstün kadınları pek sevmez erkekler.
Bu yüzden kaybettim hep,isteklerime cevap veremiceklerini anlayınca fırt kaçtılar.
Aslında çokta şey istememiştim.Sadece sıradan insanlardan biraz farklı.
Sürekli aynı yerlere gitmek değil de,farklı yerler.
Aynı mesajlar değil de,mektuplaşmak gibi.
El yapımı hediyeler gibi.
Hiç biri bunu kaldıramadı,açıkçası bende tavırlarımdan ödün vermedim.
Şuana kadar kimse beni çözemedi aslında o kadar basitimdir ki,sadece bi konuda ona karşı soğuksam her türlü arızayı çıkarabilirim.
Birine her türlü inanmışsam güvenmişsem bana yalan söylese bile inanırım.
Buda benim hislerimle alakalıdır her zaman.
Çoğu zaman ben "hoşçakal" demişimdir.Duyduğum "hoşçakal"lar ise ilişki iyi giderken olmuştu hep.
Aslında bi kere "hoşçakal" deniyosa,bırakçaksın onu orda.Kalcak o,hoşu moşu geçicen.
Başkası gelcek çünkü,gelmicek mi?
Mesela benim hayalimde ki erkek gelcek,az kaldı biliyorum.
Herşeyi onla yaşayabilceğim,benden herkese söz edebilceği bi sevgili olabilceğim onla bi hayat sürebilceğim bi aşk kapının ucunda.
Sadece "gel" dememi bekliyo.
3 harf beni hayata döndürücek,kendimi düzeltip ona gel demek için sabırsızlanacağım.
Aşk gel hadi..

Hayat Bir Nefes Kadar Kısa...

1Eylül'e girdiğimiz an umarım yarın çok güzel bi ay olur diye temennide bulundum.
Sabah soğuktu,ara ara uyanıp gözlerimi açıyodum.Kalbime sanki biri oturmuş böyle nasıl ağır.Sanırsın 10 senelik ilişkim bitmiş ağlaya ağlaya harab etmişim kendimi.
Saat 11 filandı galiba,annemin telefonu çaldı.
(Dün ananemlere gittik,dedem hastaydı.Gerçekten endişelenmiştim.Yaşlı ne de olsa.)
Ananem arıyomuş,"yapma anne ya" diyince ben bi fena oldum,dedeme bişiy oldu sandım.
"babamı ver" diyince bi oh çektim.Ne yazık ki haber farksızdı bi ölümden...
Telefonu kapayınca "çocuk ölmüş."diyince ben dumur oluverdim.Hemen kendime çekindim,yorganı da üstüme çektim.Başladım düşünmeye,"hayata bak amk" demeye başladım.
Bu çocuk dediğimiz de annemin dıdısının dıdısının çocuğu.Ailecek bağımız iyi olduğundan kaç defa hastaneye falan gittiler. Çocuk 19-20 yaşındaydı.Hayata bağlıydı,sevgilisi vardı hatta.Geçen sene kanser olduğunu öğrendiler.
Sevgilisiyle görüşmek dahi istemiyodu,sevgilisi olsam kafayı yerdim sanırım.
Neyse iyiye gidiyo falan lafları dönüyodu,haliyle seviniyoduk bizde.
Dün hatta işte kara kaplumbağası kanı içiriyolarmış muhabbeti geçti.
Oha nasıl filan dedikten sonra işte kansere iyi geliyomuş kara kaplumbağası kanı falan.
Temennimiz iyileşmesiydi.. Daha küçüktü,hayatının baharında niye ölsün ki? Dışarda o kadar puşt varken!
"ölmüş" kelimesi kulağımda çınçın çınladı durdu..
Küçüklüğümde tattım ölümleri,hayatı anlamaya başladığımdan beri o kadar yakınım ölmedi.
Ananem,dedem,annem,babam ve diğerleri.Düşündüm,boğazıma sanki biri yapışmış gibi oluyo.Hep düşünürüm zaten onlardan önce ölmeyi,çünkü kaldıramıcam bilirim.Ben ölünce onlarda dayanamaz ölürlerse diye vazgeçerim.Ben onların ölümlerini görmek istemiyorum anlıyo musun!
Dün dedem hastaalandı diye binbir senaryo yazdım zaten!
Hayat o kadar kısa ki,ben sağlıklıyım bana bişiy olmaz dememeli insan. Pat geliveriyo hemen bişiy.
Küçüklük bi anım aklıma geldi demin.. 3'e yada 4'e giderken matematik özel dersi alıyoduk. 3 kız,tabi ben diğeriyle daha yakındım. Diğeri de huysuzdu biraz,pek sevmezdik aslında dışlardık.Annesi annemin arkadaşıydı,bize gelmesine rağmen kadının o kızı yalnız bırakırdık hep.Şimdi bunları yazarken çok utanıyorum.
Sonra o küt saçlıydı,gürdü de saçları,zamanla dökülmeye başladı.Hoca hep ona yardım ederdi diye sinir olurduk,zaten sonraları gelmemeye başladı.Bigün annesi-annem-ben-o Cerrah Paşa'ya gittik.Korkuyodu,beyin şeysine girdi.Çıktığında saçlarında değişik bişiy vardı.Ananesine gittik,saçlarını tarayamıyodu,ben taradım o şeyleri kafasından atmak için.Bana teşekkür etmişti,o kadar duygulanmıştım ki..Zamanla saçları dökülmeye başlamıştı.Sonra da 0'a vurdurdu zaten.Sağlıklı görünen kız zayıflamaya başladı hızlıca.Testler yaptırıldı Lenf Kanseri olduğunu söyledi annesi,netten araştırdık nedenlerinden biri;Arkadaşları tarafından dışlanmak olarak görünce koptu bende ipler.Benim yüzümden diye ağlamaya başladım.Sonra ona daha farklı davrandık hepimiz.Bazı geceler öbürküsü gün sınavım olmasına rağmen onlara gittik.Gecenin bi köründe döndük..Bazen hastaydım,gene de gel derdi maske takar eğlenirdik.Giderken buruktuk hepimiz.Doktor 6 ay yaşar dedi biz 3 sene yaşattık onu...
Bigün hepimiz bi parka gittik.0a vurdurduğu saçları çıkmaya başlamıştı,önde ikimiz oturuyoduk kafasını göğsüme koymuştu,o kadar batıyodu ki saçları dişimi sıktım sabrettim,anlamış olcak ki kafamı kaldırıyım mı? dedi.Sonra parka geldik,bisikletini indirdik,ona sürmeyi öğretiyodum,başladı öğrenmeye.İyi ki varsın çok teşekkür ederim demişti.
İyileşiyo gibi oluyo sonra tekrar başa dönüyoduk her zaman..
Annesi,annem,teyzesi,ben,o webcamde dans ediyoduk sonrada gülüyoduk.Bazen okula geliyodu,hemen benim yanıma geliyodu.Karne günündede beraberdik..
8.sınıf balomuzda kendisi katılamadı maalesef,o bi melekti artık.
Doğum günüme 4 gün kala melek oldu.Kötüye gittiği dönemler gelmek istediğimde beni istemedi,annemi istedi.O kadar küçülmüştü ki,18 kilo kalınca boyuda gitti zaten.Hala gözümün önünde...Doğum gününü de beraber kutlamıştık böyle..Sonra 25'nde ben sims oynuyorum böyle.
11:30 filan saat aradı annesi."Başak öldü"diyince ilk bi durdum.Sonra bi boşaldı benden damlalar anlatamam.Bize ders veren hoca hastaneye götürdü bizi.Benim inmeme izin vermediler.Hala ağlıyorum falan böyle çok kötüydüm o gece.İnanmak istemedim anlıyo musun?
Sonra Artvin'e gömülmek istediğini önceden söylemiş zaten,Artvin'e götürdüler...
Şuan o yanımda biliyorum,seni özlüyorum.
Daha kimseyi kaybetmek istemiyorm hayatımda!

28 Ağustos 2010 Cumartesi

Bayaa bi eskilerden..


Mutlu son
10/01/2009 22.00
Herkesin bi ıssız adamı yokmudur zaten?
Seversin deli gibi,koşturursun peşinden,ağlarsın onun için..Bunu o belki biliiiir belki bilmez..
Sevmek güzel şeydir karşılıklı olunca..
Seversin belki o da sever senin kadar değil..2 hatası olunca kurarsın kafanda;
Beni sevmiyo mu? Neden böyle? Ayrılalım der mi?
diye..
Kafanda kurduğun düşüncelerin bi çoğu doğru çıkar herzaman..
Ayrıldıklarında bazı kızlar koşturur deli gibi gururlarını hiçe sayarak..
Bazıları da umursamaz gözükür içinde yaşar..
Amaa ben bunu yapamadım malesef.
Erkekler her zaman geç olgunlaştığından dolayı,kavga da haksızken haklı olmaya çalışıp başarılı olduklarından dolayı,herşeyi ben bilirim havası bastıklarından ve gerçekten onu seveni kavrayamamasından hep kaybettirir insana..İlerde anlıyacaklardır ama geç olcaktır herşey için (:
Bi erkek için aşk acısı kız kadar olamaz..Erkek bi çok tende bulabilir ama kız kesinlikle!
Kızlar daha çok hayalcidirler bu yüzden o yokken bi sürü hikayeler yazar kafalarında ve biter..
Hep mutlu sondur hikayelerinin sonu zaten,aslında bilmezler ki mutlu sonlar henüz bitmemiş masallar olduğunu..

Aklımın sifonu olsa da çeksem,boktan düşüncelerim akıp gitse falan.



Bu başlığı ben yazmadım.Çok muhteşem olduğu için ilham verdi sacee.
Şimdi,kafam da o kadar saçma düşünceler var ki,hangisinden başlasam bilemedim.
Hani sevgilin seni boktan bi sebepten bırakır göt gibi kalırsın ya.
Onla çıkarken makyajsız halin bile kendine "ne güzelim" lan ben dedirttiğinde,onsuzken aynaya bakmaya korktuğun dönemler olur ya,hah! o dönemdeyim.

Yüzüm ne şişmiş olum,3 aylık hamile gibiyim lan gibisindenim.Ne giysem,"ıyk hiç yakışmadı" diyip çıkarıyorum.

Hele kaş bıyık çıkınca dünyayla iletişimim kopuyoör.Hiç bi insanla görüşmek istemiyosun.
İşin en kötüsü gene damara bağlayıp,"lan kim baksın bana,kim sevsin beni,göt gibiyim" diyip kendini daha da kötü hissediyosun.
Oysa,onla çıkarken de aynıydın,şimdi de.
Tabii bu ruh halindeyken bunları düşünemiyosun..

Sivilce çıksa,"açın mezar,gömün beni" moduna giriyosun.

Oysa bir erkek;
Tipsizliğini kafasına takmaz,çünkü onlar bi kızla yattığında "orospu"damgası yemez."piç" damgası yediğinde ise daha da şevklendirir bu hitap.

Parayla bile yatar ama bi kız her daim bir erkeğe ait olma duygusunu taşır,"ilk"lerine değer verir.Hakedicekle olmak ister.

Bir erkeğin duygusu yoktur,şöyle diyelim.Bir kadın tüm isteklerini yapcak bir erkek ister,bir erkek ise bir isteğini gerçekleştircek her kadını.
İşte bu kadar basittir.

Kendimizi iyi veya kötü hissettiren erkeklerdir.
İster bulutlara çıkarır,ister götümüzün üstüne oturtturur.
Ama sanmayın ki her erkek böyle ama çoğunluğu ne yazık ki böyle.

Buda beni kötü düşüncelere itip hayattan soğumama neden oluyor.
Hiç bi düzgün adam kalmadımı bee? demekten kendimi alıkoyamıyorum ne yazık ki..

Erkeklere demek istediğim şu,
Aldığınız oyuncağın kullanım talimatını okumadan önce kurcalamayın,kırarsınız.Hevesiniz geçince de atmayın,değerli oyuncakları bulamayanlar da var..

Bir sevgiliyi daha gömmek.



İlişki başlarken,"ay biliyo musunuz?-ben böyle bişiy yaşamadım" diye başlanır.Aslında bunu söyleyen kişi koca bi "NAH"ı hakeder.Her ilişkiye böyle başlanır e salak!
Bu benim aslında,kendime bağrınışlarım.
Olaya gelcek olursak tarif edilemez.Önce en yüksek kademeye kadar mutluluk çıkar,sonra götünün üstüne düşersin.O yüksekteyken ki haline bi "hassiktir" çekersin.
Onuun gelmiceğini anladığın andan itibaren vurursun damarın dibine.
"O gelmicek,anlasanaza olum" psikolojisi başlar ama hep şu unutulur;her boşluk dolar,gidenin yerine daha iyisi gelceği için gitmiştir zaten.
Zamanla haberlerini alırsın,için acır ama ağlamazsın.O yara kapanmıcak gibi gelir,ama şunu unuturuz ki kimse aşktan ölmemiştir.Hele de sadece o şahıs ruhunu sikmekten başka bişiy yapmadıysa.

En kötüsü,"daha neler çıkıcak karşına" diyenlerdir.Aynılarını onlar bu acıyı çekerken söylemek istemişimdir hep.Bu bi teselli cümlesi değildir,ruh haline sıçan bi cümledir.Ben şuan onu istiyorum ki ağlıyorum,sen ne saçmalıyosun hacı?

Bazı sabahlar huzursuz uyanılır,bazı sabahlar melek gibi gülerek..
O melek gibi günlerimizde "unuttum laan" psikolojisindeyizdir.Huzursuz günlerimizde "acaba napıyo bensiz puşt" modunda.

Taa ki karşımıza hormonlarımızı alt üst eden biri çıkana kadar. Koymuşum "x"e ben onu zaten sevmedim kiiii psikolojisi ağır basar. O çocuktan tekmeyi de yiyince,ben x'i özledim lan psikolojisi.

Bu durumlarda en güzeli tamamen herşeyden soyutlanana dek yalnız kalmaktır.
En iyisi budur..

26 Ağustos 2010 Perşembe

erkekleri anla(yama)mak ve tanı(yama)mak;

ne erkekler bizi anlar,nede bizlerin onu anladıklarını söylerler.
sizin ve bizim tarafımız vardı erkeklerle hiç bir ortak noktamız yoktur ne yazık ki.
çevremden ve kendimden edindiğim tecrübelerle birkaç dikkatli uyarım olacak size.
şiiimddik!
1) eğer hoşlandığınız biri varsa,sizi tanıması açısından sadece bi yolunu bulup tanışın,ama asla peşinden koşmayın. niye? zaten o kısmetinde varsa senin koşucaktır,sen sadece yolunu aç ve bekle(bekleyebiliyorsan).
2) sevgili oldunuz,çok mesaj atmıyor mu? asla ama asla mesaj atma,o mesaj attığında da geç cevap ver. sonra o seni bekletmiyecektir.
3) kıskandığını asla belli etme evet bazısının hoşuna gider ve gıcık etmek için kandırır,bazısı bundan bunalır,bazısıda inadına dahada kıskandırır. asla ama asla söyleme,sen kıskandır.
4) sana yaptığı hatanın aynısnı asla ona yapma,gün gelir yaptığın bi yanlışı oda sana yapar.
5) eski sevgililerini asla anlatma,senden ayrıldıktan sonra arkandan demediği şeyler kalmaz,senden iğrenme yolunu bulur.
6) senden nedensizce ayrıldıysa dönmesini asla bekleme,yedekte biri vardır,ondan sonra sana dönecektir. gururluysan ve akıllıysan bu maddeyi yap.
7)senle küstüğünde eğer peşinden koşmuyosa bilki sevgisi bazı şeyler için yetersizdir..
8) sen ağladığında sana üzülme,neye üzülüyosun,boşver tarzı cümleler kullanıyorsa ilişkini gözden geçir ve bidaha bişiyini anlatma.
9) sevgilin askere gidicekse asla bekleme,çünkü erkekler orda değişiyolar,geri döndüğünde seni istemiyecektir.
10) sensiz eğleniyorsa bi düşün,gözü dışarda demektir. o an noktala o ilişkiyi..
11) hiç bi arkadaşınla yakın olmasına izin verme,erkektir bu ilgi duyar!
12) sana kısa kısa mesajlar atıyosa,işim var diyorsa sürekli otur bi düşün..
13) senin için endişelenmiyorsa yarın bigünde aynısını yapar dikkat et.
14) ben insanların kalbini kıramam diyen erkek 2 mesaj yollar bizlere;
hayatımdan kızları çıkaramam,gün gelir lazım olur.
ben herkesi üzerim,seni de üzücem mesajıdır.
15) beni bırakma diyen bi erkek acizdir,zamanında çok büyük bi bok yemiştir ve bırakılmaktan korkuyodur.
16) aldatılmaktan korkan erkek en fazla aldatan erkektir. arkana bakmadan kaç!
17) gecenin bi köründe sana mesaj atmıyorsa,romantiklik yapmıyorsa asla sende yapma..
18) eğer sana sahip çıkmıyorsa,yoldan gelip geçen seni süzebiliyorsa bu erkek seni sadece beden olarak görüyordur.
19) ilişkini 3-4 seneyi geçmiş olmasına rağmen hala bi evlilik çatırdamaları yoksa,o ilişki boşa yaşanmıştır. ve bitmesi gerekir üzgünüm..
20) senle konuşurken gözlerini kaçırıyorsa ya yalan söylüyodur yada sıkılmıştır. eğer telefonuna bakıyorsa kesin sıkılmıştır. telefonunu ortaya koymuyosa ve sen eline aldığında telaşlanıp bahane uyduruyosa kesin bi halt karıştırıyodur..
21) seni arkadaşlarıyla yada ailesiyle tanıştırmıyosa ilşkinizi saklıyorsa seni ciddi görmediğindendir.
22) eğer sizi kilonuzdan yada dış görünüşünüzden dolayı bırakıyorsa ve eleştiriyorsa sizde onu eleştirip miktiri basın.
23) fedakarlık yapmıyorsa,sadece sevgilisinizdir,ötesi olmaz.

1 Temmuz 2010 Perşembe

hayatımın aşkı.

eveet efendim,şimdi uzun zamandır yazmayı düşünüyordum,hepiniz bilirsiniz,yazmayı severim.
şimdi konuya gelicek olursak,hayalimde ki prensten bahsedicem,sanırım onu buldum.
sürüsüne bereket virgül koyuyorum çünkü bu hiç bitmesin istiyorum.
hiç aşk hayatımda tamamiyle mutlu olamayan ben prensimi bekledim durdum,bakalım o prensimin özellikleri neymmiiiiiiiiiş;
ilk önce kumral yeşil gözlü erkekler ilgimi çeker demiştim,belli bi tarzı olucaktı,kirli sakalda severim hani ama sakallar battığından kaymak gibi olması tercihimdir.
mavi gömleğin erkeklere yakıştığını söylemiştim değil mi??
uzun boylu olması mükemmel olacaktır ama olmassa da olmaz,çünkü bu onun suçu değil.
bi sürü konuda bilgili olmalı,enerjik,benim gibi olmalı.
not:benim gibi derken,herşeyi yapabilcek biri..
sonracığıma,fotoğraf tutkusu olmalı,onla çekimlere gidebilmeliyiz,resimle uğraşırsa mükemmel olur tabii.
baterist olabilir belki de.
arabası kesinlikle olmalı,çünkü ben sevgilimle olmak istiyorum elalemin ağız kokusuyla değil.
ama bu demek değildir ki heryere arabayla gidicez hayır biz herşeyi yapıcaz.
bana süprizler yapmalı,gecenin bi köründe atlayıp gelmeli evime,bana koskocaman ayıcıkta alablir hani.
ama asla maddi yönden bi süpriz beklemem,gelirse de hayır demem!
saçları 3 numara yada uzun toplu olabilir,severim...
hadi denize atlayalım dediğimde ay uf dememeli...
ben tatile gidince peşimden gelmeliiiiii...
küs olduğumuzda gecenin bi köründe arayıp sapığım olmalı,her boş anında sarılmalı...
benle etkinliklere katılmalı,yemek yaparken bana yardım etmeli...
beraber aynı tonlarda giyinmeliyiz onunla,eş gibi..
lunaparka gidip delicesine eğlenmeliyiz,bazen dürüm de yiyebilmeliyiz bazen de simit. herşeyi yapmalıyız.
yağmurda o çirkinliğimizi sadece biz görmeliyiz,beni sahiplenmeli ve kıskanmalı.
ve sadece bana ait olmalı,gözü başkasını görmemeli.
küs olduğumuzda bende dayanamam ama kesin gelip özür dilemeli,umursamaz olmamalı!


ahh biliyorum şuan hayal üstü bi erkek yazdım,ama şuan biri var sanırım.
yakında belki kendini tagler.
ha unutmadan adıda ilginç olmalı,değişik!

23 Mayıs 2010 Pazar

Yaşayarak Olgunlaşmak yada Zamanla Armutlaşmak

Anne rahmine düştüğümüzde başlıyor serüvenimiz,ortalama 9 ay tüm hayatımız boyunca en özgür zamanlarımızı yaşıyoruz.Karışan eden yok,dert tasa yok,altını pislediğin zaman silinene kadar o kokuda durmak yok,canın sıkıldığında tekme atıyorsun,annen sana "niye tekmeledin?" diye sormuyor,buna seviniyor çünkü sen yaşadığını belli ediyorsun...
Peki annenden seni alırlarken o akciğerlerine dolan ilk nefesle beraber ağlamaya başladığında ne oluyor,bir nefes almanın bile ne kadar zor olduğunu anlıyorsun ve maalesef bu nefes işleminden sonra senin tüm özgürlüğün bitiyor.Erkekler özgürlük konusunda kızlardan daha fazla alana sahip olmasına rağmen sen bi erkek bebek olsan bile maalesef hiç bir zaman özgür olamıyorsun.Günlerini doldurmaya başlıyorsun...İlk doğduğunda yaşama belirtisi olarak kabul edilen ağlaman,1-2 aylıkken ki ağlamandan bile farklı!Annen "yeter artık,sus" demeye başladığında anlıyorsun ki,herşey geçici.Bazı insanlar sırf ego tatmini için çocuk yaptığını düşünürsek bunun sonucu daha feci...

Şimdi büyüyorsun ilk adımların,"gel anneye,gel babaya" derken mutlular,yürümediğinde üzülürler.Çünkü;
yürüyünce sen,ailen bir sağlık sorunu olmadığına kanaat getirip rahatlıyor.Sen yürümeye başladığındaysa kıyametler kopuyor! "Of yavrum yeter,bırak diyorum sana." yada "Ben sana oraları karıştırma demedim mi?" ve ilk bağırışlar,şiddet... Çocuğa yürümeyi öğrettikten sonra seninle beraber ev işleri yapmasını mı bekliyosun? Ne yapacak çocuk,sen de yapmadın mı aynısını?
Öfkesini kontrol edemiyor hiç bir insan,ben daha görmedim efendim şöyle diyeni;
"Kır oğlum kır" çünkü diyen yok.

Sonra küçükken düşünemeyip yaptığın şeyler yüzünden azarlanıyorsun,karşında ki ebeveynin seninle kendi yaşını bir tutcak kadar dikkatsiz.Aynı hayal gücüne sahip ve aynı olgunlukta olduğunu düşünerek hata üstüne hata yapıyor...Bir çocuk eğitimi kitabında okumuştum,zeka geliştirme yöntemlerinden bir maddeydi.
Çocuğunuza mamasını yere atıyor diye kızmayın,o sadece çekim yasasını öğreniyor!
O kadar doğru ki! Hiç bir çocuk havaya atmaz yemeğini,dikkat edin.Hep aşağı atar,karşısına atar.
Sürekli engel koyarak ulaşacağı yere bir insan daha mı hızlı ulaşır yoksa engelleri kaldırmak mı?
İnsanlar klasikleşmiş çocuk eğitimi yüzünden düzgün çocuk yetiştiremiyorlar.
O zaman Çocuk Gelişimi bölümü kapatılsın madem öyle...

Bu çocuğun zaman zaman travmalar geçirmesine neden oluyor,çocuk yemiyor diye bağrılıyor,yemeği ağzından geri çıkardığında o gene mamasıyla karıştırılıp yedirtiliyor. Düşünüyorum da acaba o işlemi yaparken surat ifadeleri nasıldır? Kendileri yiyebilirler mi? Yada "dolapta ne varsa koydum maması" adlı benim nitelendirdiğim mamaları nasıl yediriyorlar? İçinde senin benim yemiyeceğim şeyler;
Peynir,haşlanmış yada çiğ yumurta,çay,ekmek içi,bal... varken!
Doktorların söylemekten dillerinde tüy bitti "kendinizin yemiyeceği şeyi çocuklarınıza yedirmeyin!".
Yemek istemedikleri zaman çoğu ebeveyn bi tane patlatıyor çocuğa,ya da tehdit.
"Eğer yemezsen bugün oyun yok" gibisinden.
Çocuklar en çabuk öğrenme yaşlarındayken bu söylenilenler beyinlerine kazınıyor.Sanıyor musunuz ki herşey unutulur,unutulmaz!Hatta bu psikolojide de vardır,bir iyileştirme yöntemidir.Çocukluğuna inilir,gerçekle yüzleştirilir.Her insan farklı etkilendiğinden de bunun onu etkilemiceğini nerden bilebilirsin?
Çocuk sana ilerde yalan söylemeye başlarsa,ona bitane patlatmak yerine geriye dönüp "ben ne yaptım?" demelisin.Herşeyin bir nedeni var çünki,çocuklar uygulama yoluyla öğrenir,bir bilgileri yok ki onu devreye sokup öğrensin.Deneme yanılma ile öğreniyor çocuklar. Sizde çocuk olmadınız mı?Aslında size kızmakta yanlış olur,sizi yetiştiren,onu yetiştiren... Bu klasikleşmiş şeyi değiştirmek zor olsa da şunu diyebilirim ki;
"Dünyayı değiştiremiyorsan,dünyanı değiştir." sen kendini değiştirmeye başla,herşey değişir.

Aslında demek istiyorum ki,insanlar yaşayarak olgunlaşırlar.Bir şeyi isteyip,sonucunun hep güzel olcağını düşündükleri için karşılarına çıkan sorunlarla baş edemeyip,aciz insanların kaçtıkları eylemlere kaçarlar.
Şiddet,küfür,küçümseme. Sen istedin bu çocuğu! Ancak hayvanların aklı olmadığından şiddetle eğitim verilir,Allah sana zaten ipucunu vermiş,seni tüm canlılardan ayıran şeyin aklının olduğu gerçeğini!
İnsanlar gerçeklerle yüzleşmekten korktuklarından kaçıyor,kaçıyor...
Hem bişeylerin olması için çabalıyorlar,o iş olduktan sonra iyi taraflarını görmek yerine kötü tarafını gördüklerinde patlıyorlar.Bu insanlar hiç bir zaman olgunlaşmıyacak yaşları ne olursa olsun.
Çünkü Peyami Safa öyle bir laf etmiş ki,bu düşüncelerime çok uygun düşüyor.
"Yaşlanarak değil,yaşayarak olgunlaşılır.Zaman insanları değil,armutları olgunlaştırır."
İnsanlar,Allah'ın verdiği mucize şeyleri kullanmadan göcüp gidiyorlar,çünkü insanlar yaşamayı bilmiyorlar.
Nedeni,niçini yok onların.Hep aynı,hep aynı..Eğer herşey aynı kalsaydı,bizim bu yazıyı yazmamız hayal olurdu sanırım,duvarlara kazımaya devam ederdik,çağ atlamaya devam ediyoruz ama insanlıkta hep geri kalıyoruz.Zaten bizim de tek sorunumuz bu değil mi?Gerçeklerle yüzleşmedikçe ve kaçtıkça hep üstümüze gelceğini unutuyoruz,hayatın saçmalığını kabullenip yaşamak değil,hayatı değiştirmeye çalışmak sorun.Hayatı sorunları iterek değil,üstüne giderek aşabiliriz.İşte zaten biz bunu yapamıyoruz...



Not: Şahsi olduğundan dolayı izinsiz kopyalanması yasaktır.

12 Mayıs 2010 Çarşamba

yalanlarr yalanlarr yalanlarr.

kedilerin en sevdiği şey süt değildir,maymunlarında muz. aslında insanlarda maymunlardan gelme değildir. demem o ki insanlar doğru bildikleri yalanlarla kandırılırlar,senin beni sevdiğini söylemen gibi.

bugün aklıma geldi bu.
sevdimde,nasıl oldu bilmiyorum ama.

3 Nisan 2010 Cumartesi

ben dengesiz geribeyinzeka trafosuyum.

Kendimle çok yalnız kaldım düşündüm,düşündüm durdum.Düşündükçe içine daha girdikçe dahada soğuyorum o sorundan.Çözesim gelmiyo,onlu sorunlardan kaçasım geliyo.Tek bana mı böyle,ben mi tersim diye.
Sorun şu ki,ilişkilerimde herhalde kendime çok güvenirim imajı çizmişim,yalanların nedeni "senden çekindim" lafından mazeret görülmüştür.Benim yanımda ezilcekler gibi olurlar hep ne var bende?
Sonra,yalan söylenir çünkü;
ben çemkiririm,ben kızarım,ben küserim,ben tavır alırım.
istemediğim şeyi yapabiliyosan bu senn karaktersizliğin değil midir?
hem beni tanıyorsun hemde pişkin pişkin yalan söylüyorsun helal olsun.
"ilişkiden korkuyorum" dediğimde ben diğerinden farklıyım diyenlerin her daim farklılıklarını daha üst seviyede attıkları kazıklarla gördük.
sonra,"aşk" onların kitabında 10 dakikalık zevk herdaim.
istenilen alınır ve gidilir.
"seni daima seveceğim" derken tiyatrosunun bir bölümünü daha tamamlamıştır.
"bekle beni" şimdikini kullanıyım döndüğümde,sana geri gelicem.
"senden önce kimseyi sevmedim" bu rolümün bir parçası aslında,inan işte.
gibisinden.
pire için yorgan yakmak olmaz ama 1 doğru söyleyen erkek görmedim.
erkeklere hemcinslerini sorduğumda bile güvenme dediklerine göre neye güveniyim ki?
evet özlediğim biri var,platonik daha güzel aslında.
öylede kalıcak,erkekler hayatımda olmayacak.
"aşk" sadece sesli başlayıp sessizce biten 3 harflik,3 günlük,3saatlik bişey...
aşk heycan zaten. oda geçiyo...
hep bana böyle olmasından bıktım aslında.
hiç gelmesin,dahada soğuyorum böyle olunca,sımsıkı sarıcak kollar yerine gerizekalıların yalanlarını bulup yüzlerine çarpmaktan sıkıldım.
görürüm,susarım,sonra çarparım.
oda bölünür. sonra nolur? yalanları sıralar,ruh halimin içine eder ve gider...
”Sadece iki günümüz var yaşamak için. Bu günleri de aşağılık heriflerin önünde diz çökerek geçirmeye değmez.”demiş bir filozof.
Erkekler 1 damla yaşa bile değmez ne yazık ki!
Temelli gelen gider miydi? Ağlancak kişi ağlatır mıydı?
Bu soruların cevabı nedir!
Erkeklerin hayatları boyunca aradıkları aşk+aşk+aşk+aşk+aşk+aşk+aşk+aşk.
yani 3+3+3+3+....+3 gibi. heycan,kısa süreli,kullanımlık,yalancılılık.
sıkılmaya gelemezler zaten o ayrııı,onlar bulunmaz hint kumaşıdırlar ya :)
öküzlüklerde üstlerine yoktur ama.
bi süpriz yapmak,bir haykırmak çok zordur,herdaim onlar haklıdır ve ayarsız bizizdir. sorunlu biz.
dırdırcı biz.
biz olmayan şeyleri var etmeyiz,olan şeye laf ederiz,biz "aşk" değil "sevgi" yani 3 değil ∞ luğu arayanız.
3 her sayıyla 0 olurda,sonsuzluk yok olmaz.
ama bu dünyadada ∞ bunu hakeden varmıdır bilinmez.
Erkeklerin "ilk" kavramları skorlarına +1 sevgili eklendiğinde tazelenir.
Ne güzel,keşke erkek olsaymışım diyorum anasını satim,damga yemek yok,hesap soran yok.Doğa kadar özgürler;ağaca neden dalın yamuk diyemiyosak erkeklerede neden yamuksun diyemiyoruz,doğaları yamuk çünkü. sadakatsiz,gamsız olsak keşke.Keşke!
Biz affederiz,salak gibi! Ama erkek affettimi affetmese daha iyi.
Özür diliyince "ah canım" acıma duygusuyla tamam,ama unutuyoruz ki acıyan acıncak hale düşer nitekim öyle oluyor zaten :)
"bu çocuk sırılsıklam aşık" dediğimiz kişi bile,yapılmıcak şeyleri yapıyosa bi düşünmek gerekir.
ya tamamen sorun ben de yada ben dengesiz geribeyinzeka trafosuyum.
ve biliyorum ki bir erkeğin evlendiği kadın asla ilk istediği kadın değildir.
evli erkeklerin istedikleri kadın daha önceki biridir.
kafalarında hep biri kalır,daima...
bunun düşüncesi bile beni bitirir!

Hayata soru sormaktan sıkıldım,çünkü biliyorum ki;

hayat doğru cevapları olmayan bir sınav...


Bunları anlatınca açılabileceğime, konuşarak bazı yüklerin atılabileceğime inanıyorum. Katoliklere bir bak, Papazlar yüzyıllardır günah cıkararak insanları rahatlatabiliyorlar.

Di mi?

"sevgi"kelimesi çocukluk oyunlarımızdan sıcak,soğuğa benziyordu.

1 saattir ekranı değiştirip duruyorum,başlıyorum artık yazmaya.
bi anda geldi aklıma bu cümle.mantıklı geldi sonradan düşününce.
çocukken bir oda içinde olurduk,o odada ki eşyalardan birini seçerdik. bu sırada bunu tahmin etcek kişi dışarda dururdu.sonra odaya girerdi bulmaya çalışırdı,yaklaştıkça sıcak,sıcak,çok sıcak derdik.
uzaklaşınca bııııırrr!! derdik.
şimdi düşünelim hayat bir oda olsun,eşyalar;aşk ve sevgi. ebe biziz. sıcak soğuk;iyi kötü davranışlar,aşka ve sevgiye doğru yönelimlerimiz.
kaderin çizgisi ayrı olmak üzere kendi seçimlerimizle aldığımız yollar sıcak-soğuk olarak değişiyo...
sevgi istiyorsan içinden sıcağa doğru yönelmeye başlıyorsun,bulan mutlu oluyor.
sevgiyi sadece "yaşamak" için istiyorsan bi sıcak bi soğuk diye gerizekalılar gibi dolanıyosun.
sonunda sıcacık,çok sıcak dendiğinde buluyosun,ama o kadar soğuğu yedikten sonra,çatlakların oluyor,kırılıyosun...
hayat bir oyun,sevgi ve aşkta bu oyunun bölümlerinden sadece biri...

bazen avucunda tuttuğun kelebeği uçurmak gerekir,zaten ömrü 1 günlüktür..

Hayat çooooook kısa ve biz faniler bu kısa hayatımızın yarısını üzülerek ziyan ediyoruz.Nolcak,her acı sonsuza dek sürmez,hiç bişiy eskisi gibi kalmaz ve her kötü şey bir iyilik doğurur ammavelakin ruh halimiz bozukken bunları düşünemiyoruz evet,normalde bunları öğütlemeyi çok iyi bilsekte.
O moral bozukluğuyla düşüncelerimizde uçurumdan yuvarlanan bi araba gibidir,ya hasar alır yaralanırsın yada tamamen batırırsın herşeyi,gözlerini sonsuzluğa kaparsın.İnanmakta böyledir,ya birşeyden emin olursun yada şüphe duysanda inanırsın.Birşeye inandık mı onu bırakamayız asla.
Aslında şu dünyada hiçbirşey bizim değildir ki!! Tek sahibi olduğumuz şey ruhumuz,zaten o da öldükten sonra gidiyor.E ne kaldı geriye? Hiçbirşey! ama biz olmayanları elimizde tutmaya çalışıyoruz,ömrümü kelebek ömrüne,hayallerim ve bağlılıklarımı kelebeğin uçmasına benzettim.Ömrüm istediklerim doğrultusunda kısa kalıyor,olmayacak şeyleri oldurma çabalarım yetmiyor,zorluyorum.Hiçbirşey bana ait değil bu dünyada gidince üzülmemem gerekir aslına bakarsak.Gidici birşeye örnek verelim,sevgili.
Zaten senin olsa gider miydi?Ayrılınca tekrar barışmak diye bişeye inanmıyorum artık.Barışıyosan niye ayrıldın? Yada ayrılmanı gerektircek bitirici bi hamle olması gerekirdi dimi? Ex'ten next olmaz lafı çok uyuyo bunada.Bişeyler bitmişsse,başlamaz tekrardan!Çıkarın bunu o koca kafanızdan.Bana geç düştü ama düştü.
"Nokta koymuşsan,virgül yapmayacaksın onu,noktalıyacaksın.Tekrarlamamak üzere!"Bırak,uçsun elinden o kelebek.Onunda ömrü 1 gün değil mi? O kelebek gider,başka uçacak kelebek gelir. Gidene git diye zorlayan olmadı nihayetinde.Sen ömrünü o gitti diye heba edersen,kelebektende önce gidersin bu diyardan. Sevgili arayışı olmadan,yada hayatı zorlamadan yaşa ne yaşayacaksan.Zorlarsan doğallığını bozarsın,ayarları gider.Sevgili gereksiz bi eylem aslında. Çok mu gerekli hayır!
Sevgili sevgili diye yırtınanlara bi bakarsak görücez ki,hiç işi olmayan,boş işlerle uğraşan yada kendisiyle kompleksleri olan tiplerdir.
Çok yoğun insanların ve kendine güvenen insanların sevgili arayışları olmaz!
O nasılsa gelir düşüncesi vardır.
Ben en sonunda şu kanıya vardım,kimse sevgime layık değil,çok duygusal olduğumdan abartılarım oluyor,kendimi engelliyorum,hayatı yaşamıyorum,gülümsemem gidiyor elimden.Bir kelebeği elimde tutamazken başka kelebekler arıyorm biliyorum ki o nasılsa ölücek.
Ama artık diyorum ki;

Gelme artık kelebek,sen uç hep.Başka bi avuçta,başka bir yerde.Benden uzakta öl.
Seni izlemesi,hayalini uzaktan kurmak daha güzel!

14 Mart 2010 Pazar

tekerlemelerim :D

Canım çok sıkıldı Pazar günü eğlencem bu olsun dedim :)
eğlendim de!

it iti itti,bit iti itti,it biti itti.bit gitti, it gitti.itti, bitti, gitti.
(ağzınızda bir şey olmalı söylerken)

Şu karşıki kurukahvecinin gagası çıkık burnu kırık karakancoloz kalfası Hakkı karışıklığa getirip kahveye kavruk kakule kırığı kattı.

Elalem ala dana aldı aladanalandı da biz bir ala dana alıp aladanalanamadık.

Çatalca'da başı çıbanlı topal çoban, çatal sapan yapar satar.

bir tarlaya bir şinik kekere mekere ekmişler ... tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye iki kel kürtik kör kirpi dadanmış ... dişi kel kürtik kör kirpinin kürkü yırtılınca , erkek kel kürtik kirpinin kürkünü dişi kel kürtik kör kirpinin yırtık kürküne yamamışlar.(zeki müren muhteşem söyler bunu)

şu köşe yaz köşesi şu köşe kış köşesi ortada su şişesi

bu pikap
şu pikap
o pikap

2 tur söyleyin,papik,kipap,kapik kljkldjgkdj

siz kapı gıcırdatıcılarından mısınız , yoksa ocak kıvılcımlandırıcılarından mı ?

şişkoyum ben şişko
bir nevi dobişko
ay em fırom
sanfıranşişko

bu bahçe başka bahçe
şu bahçe başka bahçe
o bahçe başka bahçe

deneylerim göstermiştir ki üstü üste 10 kez söyleyemen(!)


what a pity for a kitty to live in a city.

sizin damda var, beş boz başlı beş boz ördek,
bizim damda var beş boz başlı beş boz ördek,
sizin damdaki beş boz başlı beş boz ördek
bizim damdaki beş boz başlı beş boz ördeğe,
siz de bizcileyin beş boz başlı beş boz ördek misiniz

kunduracı kazım karakuş karısının kafasını kundura kalıbıyla kırdı. karısının kafasını kundura kalıbıyla kıran kazım karakuş karakola kaldırıldı. karısının kafasını kundura kalıbıyla kırmak kabahatinden karakola kaldırılıan kazım karakuş karakoldan kaçarak kurtuldu.

eller bazlamalandıda biz mi bazlamalanamadık.
bu mumcunun mumu umumumuzun mumudur.

pireli peyniri perhizli pireler teperlerse pireli peynirler de pır pır pervaz ederler.(tek nefeste söyledim!)

9 Şubat 2010 Salı

Çok sevdiğim yazılar!

Paylaşmak istedim,hepsinde anlam gizli,anlayana tabii..

Bir masalın hiç kaybetmeyen kahramanı gibi hissederdim senleyken...
Oysa bir oyuncak tiyatrosunda, ipleri başkasının ellerinde olan kuklaymışım...
"-Sola fazla çekme ipi ne olur, orada yüreğim var!.."


*-*-*


Çocuğumu yeniden yetiştirmem mümkün olsaydı:
Ona işaret parmağımı kaldırıp yasaklar koymak yerine, parmaklarıyla resim yapmayı öğretirdim.

Hatalarını daha az düzeltir, onunla daha çok yakınlık kurmaya çalışırdım.

Onu sadece gözlerimle izler, saat kısıtlamaları koymazdım.

Daha bilgili olmaya çalışır, daha çok şefkat gösterirdim.

Onunla daha çok yürüyüşlere çıkar, uçurtmalar uçururdum.

Ona karşı ciddi bir tavır içinde olmak yerine, onunla oyun oynardım.

Onunla kırlarda koşar, yıldızları seyrederdim.

Onunla daha az çekişir, ona daha çok sarılırdım.

Önce benlik saygısı kazanmasını sağlar, sonra bir ev almaya çalışırdım.

Ona her zaman katı davranmaz, onu daha çok onaylar ve yüreklendirirdim.

Güç konusunda daha az ders verir, sevgi konusunda daha çok şey öğretirdim.

Diane Loomans


*-*-*

İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için
Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için

William Shakespeare


*-*-*


KİM ÖZLERDİ

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de,
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde "onca ayrılığın birinci dereceden failidir" denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!

Can Yücel


*-*-*


İnsan ömrü bir kitap misali değil midir?
Kimininki bir satırlık, kimininki bin sayfalıktır
Tek ortak noktaları bir gün biteceğidir...

*-*-*

Eğer bir çocuk;Sürekli eleştirilerek büyümüşse yargılamayı ve ayıplamayı öğrenir.Kin, şiddet, öfke ortamında büyümüşs eşiddeti ve kavga etmeyi öğrenir.Aşağılanarak ve alay edilerek büyümüşseacizliği ve utanmayı öğrenir. Sürekli utandırılmış ve değersiz görülmüşsekendisini suçlamayı ve hiçliğini öğrenir.Eğer bir çocuk;anlayış ve hoşgörüyle yetiştirilmişse sabırlı olmayı öğrenir.Cesaretlendirilmiş ve teşvik edilmişsegüven duymayı öğrenir.Övülmüş ve takdir edilmişse takdir etmeyi ve teşvik etmeyi öğrenir.Hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse insanlara adil ve saygılı olmayı öğrenir.Güven ve tutarlı olmayı öğrenir.Varlığının kabulünü ve onayını görmüşsekendini sevmeyi öğrenir.Aile içinde sıcaklık, yakınlık ve arkadaşlık görmüşse bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.
DOROTHY NOLTE


*-*-*


“Hayatımızdaki gölgelerin çoğu kendi güneşimizin önünde durmamızdan oluşur.”

*-*-*


Doğrularımı Götürmeye Yetecek Kadar Yanlış Yapmadım Bu Hayatta...
Çok Sıkıştığım Yerde Boş Bıraktım Hep Soruları ...

Şimdi Bıraktığım Boşlukların Birindeyim Belki de...
Kimsenin Doğrusunu Götürmedim
Ben
Kimsenin yanlışı olmadım!
Yetmez mi..

*-*-*

4 Şubat 2010 Perşembe

En Sevdiğim Sözler :)

Boş zamanlarımda ya da mutsuz olduğum da bakarım hep,not delisiyimdir,şiir sevmem ama şiir tarzında düz yazılarda bulurum bir çok şeyi,paylaşalım bakalım beğenicek misiniz? :)

Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.

Böldüğüm parçalarımı çarptım yeniden ama bir ben etmiyor gördüm..Gidenler olmadan kalanlar etkisiz elemanmış buldum..Eşittir her zaman doğru sonuç değilmiş anladım..


Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansına nail olamadı kimileri hep odun kaldı.

Sağlıksız bir aşktı,
Kürtajla içimden alındı..
Gözlerindi benim evim..
Adresimi kaybettim !
Susma sevgili..
Türk dil kurumuna mı bağışladın tüm cümlelerini?
Sessizliğin koruyor hala bekaretini..
Tek bir kelime etsen suskunluğunun kızlığı bozulacak sanki..
Piyango biletiydik seninle ikimiz..
Sen beni çekmiştin, ben seni..
Büyük ikramiyenin ayrılık olduğunu kimse bize söylememişti!


Bitti dediğin hiçbir şey bitmedi sevgili..
Mesela gülüşün hala gözlerimin yatılı misafiri…
Ben kendimi yalan varlığınla değil
Gerçek yokluğunla öyle
Bir doldurdum ki..
Sen hiç canını sıkma sevgili..
Kürkçü dükkanıydı yüreğim..
O yüzden veda etmiyorum sana..
Dön dolaş..güle güle git.
Yine gel sevgilim... !
Bende kolay bulunan sen! Sende hiç bulunamayan ben!

Gitme!
Şah damarlarımız bağladık birbirine!
Gitme!
Günahlarımızı pazarladık aynı yatakta o gece!
Gitme!
Çok gözyaşı aldırdım senden!
Gitme!
Bir düşük daha yapıp, düşüremem seni bu kez içimden!


Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu
öğrendim.



Kimi Durumlarda Kapatmak Gerekir Gözleri..
Daha Çok Görebilmek İçin.
Ya Da Gitmek Gerekir..
Geri Dönebilmek İçin...

Susmak Gerekir Bazen..
Konusabilmek İçin
Ve Kızdırmalıdır..
Belki De Daha Çok Sevebilmek İçin
Kulaklari Kapatmalıdır..
Hep Duyabilmek İçin...

Diyorum Ki Uyumak Gerekir..
Uyanabilmek İçin...
Ölmek Gerekir..
Yeniden Doğabilmek İçin...

"Kaybetmek Gerekir Bazen.."
Bulabilmek İçin...
Bulunca..
"Ölümüne Sevebilmek İçin..."


Bugün ne olduğumuz dünkü tercihlerimiz sonucudur,yarın ne olacağımız da bugünkü tercihlerimizin sonucudur..

"Ya bir yol açin ya bir yol bulun ya da yoldan çekilin"

"Kötümser, yalniz tüneli görür; iyimser, tünelin sonundaki isigi görür; gerçekçi, tünelle birlikte hem isigi hem de gelecek treni görür."

Vucut bulmuş her ruh yalnızlığa mahkumdur..

Aşk sesli harfle başlıyor,sessizce bitiyor..

Zaman değilmiş gideni geri getiren;aslında zamanmış var olanı götüren..



Öğrendim ki...
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.

Öğrendim ki...
'Bittim' dediğin andan itibaren
Pilinin bitmesine daha çok var.

Öğrendim ki...
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.



Bazen

Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan,
Güneş kucağındadır, bilemezsin.
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür,
Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın.
Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın.
Uçar gider, koşsan da tutamazsın...
(Bunu çok seviyorum işte.)



Öyle bir hayat yaşıyorum ki ,
Cenneti de gördüm, cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de
Bazıları seyrederken hayatı en önden
Kendime bir sahne buldum oynadım
Öyle bir rol vermişler ki
Okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde
Hem kızdım hem güldüm halime
Sonra dedim ki " söz ver kendine "
Denizleri seviyorsan,
Dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan,
Önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan,
Düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan,
Yalnızca hayatı seyredersin
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundandı
Anladım...
(En sevdiklerimden :))

Daha yazacağım bol bol :)